ancak fakirleri hatırlamamızı istediler; ve bunu da yapmağa gayret ettim.
İsa ona dedi: Eğer kâmil olmak istersen, git, nen varsa sat, ve fakirlere ver, göklerde hazinen olacaktır; ve gel, benim ardımca yürü.
[33] Neniz varsa satın, ve sadaka verin; kendinize eskimiyen keseler, göklerde eksilmiyen hazine yapın; orada hırsız yaklaşmaz, ve güve de bozmaz. [34] Çünkü hazineniz nerede ise, yüreğiniz de orada olacaktır.
[12] Ve İsa kendini çağırana da dedi: Sen bir öğle yahut bir akşam yemeği yaptığın zaman, ne dostlarını, ne kardeşlerini, ne akrabanı, ne zengin komşularını çağır; ta ki, onlar da seni çağırarak sana bir karşılık olmasın. [13] Fakat ziyafet ettiğin vakit, fakirleri, sakatları, topalları, körleri çağır; [14] ve mutlu olursun; çünkü onların sana karşılık yapacak bir şeyleri yoktur; fakat sana salihlerin kıyametinde karşılık verilir.
[20] İsa gözlerini şakirtlerine kaldırıp dedi: Ne mutlu size, fakirler; çünkü Allahın melekûtu sizindir. [21] Ne mutlu size, şimdi aç olanlar; çünkü tok olacaksınız. Ne mutlu size, şimdi ağlıyanlar; çünkü güleceksiniz.
Çünkü Rabbimiz İsa Mesihin inayetini bilirsiniz; onun fakirliği ile siz zengin olasınız diye, zengin olduğu halde fakir oldu.
Dinleyin, ey sevgili kardeşlerim, dünyaya göre fakir olanları Allah imanda zenginler olmak, ve kendisini sevenlere vadettiği melekûtun varisleri olmak üzre seçmedi mi?
Çünkü fakirler daima sizin yanınızdadır, ve ne zaman isterseniz, onlara iyilik edebilirsiniz; fakat ben daima sizin yanınızda değilim.
Fakire acıyan RABBE ödünç verir; Ve karşılığını RAB ona öder.
İyi gözlü adam mubarek kılınır; Çünkü kendi ekmeğinden fakire verir.
Fakiri sıkıştıran onu Yaratanı hor görür; Fakat yoksula acıyan onu izzetlendirir.
Kim fakire verirse, onun eksiği olmaz; Fakat kim ondan göz çevirirse, o çok lânet alır.
Çünkü memleketin içinden fakir eksik olmıyacaktır; bunun için ben: Mutlaka kendi memleketinde kardeşine, hakirine, ve fakirine elini açacaksın, diye sana emrediyorum.
Kim fakirin feryadına kulağını kaparsa, O da feryat edecek ve cevap verilmiyecektir.
verin, size de verilecektir; sizin kucağınıza güzelce basılmış, ve silkelenmiş, taşkın, iyi ölçekle verilecektir; zira hangi ölçekle ölçerseniz, o ölçekle size ölçülecektir.
Senden diliyene ver, senden ödünç istiyenden yüz çevirme.
Allahın ve Babanın indinde temiz ve lekesiz dindarlık şudur: Öksüzleri ve dulları sıkıntılarında ziyaret etmek, ve kendisini dünyadan lekesiz tutmaktır.
[9] Ve diyarınızın ekinini biçtiğiniz zaman, tarlanın köşelerini büsbütün biçmiyeceksin, ve ekinden düşen başakları devşirmiyeceksin. [10] Ve bağ bozumunu büsbütün devşirmiyeceksin, ve bağının yere düşen meyvasını devşirmiyeceksin; onları fakir ve garip için bırakacaksın; ben Allahınız RAB'İM.
Fakat kimde dünya malı olur, ve kardeşini ihtiyaçta görür, ve ona karşı şefkatini kaparsa, Allahın sevgisi onda nasıl kalır?
[7] Allahın RABBİN sana vermekte olduğu kendi memleketinde, kardeşlerinden biri, fakir bir adam, senin yanında, kapılarının birinde olursa, yüreğini katılaştırmıyacaksın, ve fakir kardeşine elini kapamıyacaksın; [8] fakat ona mutlaka elini açacaksın, ve muhtaç olduğu şeyde mutlaka ihtiyacına yetecek kadar ona ödünç vereceksin.
[31] Fakat İnsanoğlu bütün melekler kendisile beraber olarak izzetile gelince, o zaman izzetinin tahtı üzerine oturacaktır; [32] bütün milletler onun önünde toplanarak, çoban koyunları keçilerden ayırdığı gibi, onları birbirinden ayıracaktır. [33] Koyunları sağına ve keçileri soluna koyacaktır. [34] O zaman Kıral, sağındakilere diyecektir: Ey sizler, Babamın mubarekleri, gelin, dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan melekûtu miras alın. [35] Zira aç idim, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancı idim, beni içeri aldınız; [36] çıplak idim, beni giydirdiniz; hasta idim, beni aradınız; zindanda idim, yanıma geldiniz. [37] O zaman salihler ona cevap verip diyecekler: Ya Rab, biz seni ne zaman aç görüp yedirdik, veya susamış görüp içirdik? [38] Ve ne zaman seni yabancı görüp içeri aldık, veya çıplak görüp giydirdik? [39] Ve ne zaman seni hasta, veya zindanda görüp yanına geldik? [40] Kıral cevap verip onlara diyecek: Doğrusu size derim: Mademki bu kardeşlerimden, şu en küçüklerinden birine yaptınız, bana yapmış oldunuz. [41] O zaman solundakilere de diyecek: Ey lânetliler, benim yanımdan İblis ile onun meleklerine hazırlanmış olan ebedî ateşe gidin. [42] Çünkü aç idim, bana yiyecek vermediniz; susamıştım, bana içecek vermediniz; [43] yabancı idim, beni içeri almadınız; çıplak idim, beni giydirmediniz; hasta ve zindanda idim, beni aramadınız. [44] O zaman onlar da cevap verip diyecekler: Ya Rab, seni ne vakit aç, veya susamış, yahut yabancı, veya çıplak, yahut hasta, veya zindanda gördük de, sana hizmet etmedik? [45] O zaman onlara cevap verip diyecek: Doğrusu size derim: Mademki bu en küçüklerden birine yapmadınız, bana da yapmamış oldunuz. [46] Ve bunlar ebedî azaba, fakat salihler ebedî hayata gideceklerdir.
Çünkü korkunç adamların soluğu duvara çarpan sağanak gibi olunca, sen fakir için hisar, sıkıntısı içinde yoksul için hisar, sağanağa karşı sığınacak yer, sıcağa karşı gölgelik oldun.
Her şeyde size gösterdim ki, böylece emek çekerek zayıflara yardım etmek, ve bizzat Rab İsanın: Vermek almaktan daha mutludur, dediği sözleri anmak gerektir.
Salih adam fıkaranın hakkını tanır; Kötü adam tanıma nedir anlamaz.
Bilirim ki, hakirin davasını RAB görür; Fakirler için adalet eyler.
Düşkünün ve yoksulun davasını gördü; o zaman iyi oldu. Beni tanımak bu değil mi? RAB diyor.
Emîrlerle beraber oturtmak için, İzzet kürsüsünü miras ettirmek için, Yoksulu topraktan kaldırır, Fakiri gübrelikten yükseltir; Çünkü yerin direkleri RABBİNDİR, Ve dünyayı onların üzerine kurdu.
Cevap verip onlara dedi: İki gömleği olan hiç olmıyana versin; yiyeceği olan kimse de böylece yapsın.
Ve eğer kardeşin fakir düşer ve senin yanında zayıf olursa, ona yardım edeceksin; senin yanında garip ve misafir gibi yaşıyacak.
[22] Fakiri, fakir olduğu için soyma, Ve düşkünü kapıda ezme; [23] Çünkü onların davasını RAB edecektir, Ve onları soyanların canlarını soyacaktır.
Hükümde haksızlık etmiyeceksiniz; fakirin hatırını saymıyacaksın, ve kudretlinin hatırına itibar etmiyeceksin; ve komşuna adaletle hükmedeceksin.
[8] Ağzını dilsiz için, Bütün kimsesizlerin davası için aç. [9] Ağzını aç, doğrulukla hükmet, Ve hakirle fakirin davasını gör.
Hakirlerin mağdurluğundan, Fakirlerin inlemesinden ötürü, RAB diyor: Şimdi kalkacağım, Onu özlediği selâmete koyacağım.
Bütün kemiklerim diyecek: Ya RAB, kendisinden kuvvetli adamdan hakiri, Ve kendisini soyandan hakiri ve fakiri azat eyliyen, Senin gibi kim var?
Hırsızlık eden artık hırsızlık etmesin, fakat daha ziyade kendi ellerile iyi olanı işliyerek çalışsın, ta ki ihtiyacı olana verecek bir şeyi olsun.
İşte, kızkardeşin Sodomun kötülüğü şu idi: kendisinde ve kızlarında kibir, ekmeğe tokluk, ve kaygısız rahat vardı; ve düşkünle yoksulun elini pekiştirmedi.
[6] Kötülük zincirlerini açmak, boyunduruk bağlarını çözmek, ve ezilmiş olanları hür olarak koyvermek, ve her boyunduruğu kırmak, benim seçtiğim oruç bu değil mi? [7] Kendi ekmeğini aç olanla paylaşmak, ve yurtsuz düşkünleri kendi evine getirmek, ve çıplağı görünce üstünü örtmek, ve kendi etinden olandan kaçınmamak değil mi?
Fakirle istihza eden onu Yaratanı hor görür; Ve felâkete sevinen suçsuz tutulmaz.
[17] Fakat kimde dünya malı olur, ve kardeşini ihtiyaçta görür, ve ona karşı şefkatini kaparsa, Allahın sevgisi onda nasıl kalır? [18] Ey küçük çocuklar, sözle ve dille değil, ancak işle ve hakikatle sevelim.
Kıral cevap verip onlara diyecek: Doğrusu size derim: Mademki bu kardeşlerimden, şu en küçüklerinden birine yaptınız, bana yapmış oldunuz.
[10] Ona mutlaka vereceksin, ve ona verdiğin zaman yüreğin kederlenmiyecek; çünkü bütün işlerinde, ve el attığın her şeyde, Allahın RAB seni bunun için mubarek kılacaktır. [11] Çünkü memleketin içinden fakir eksik olmıyacaktır; bunun için ben: Mutlaka kendi memleketinde kardeşine, hakirine, ve fakirine elini açacaksın, diye sana emrediyorum.
RAB Yehovanın Ruhu üzerimdedir; çünkü hakirlere müjdeyi vâzetmek için RAB beni meshetti; yüreği kırık olanları sarmak için, sürgünlere hürriyeti, mahpus olanlara zindanın açıldığını ilân için,
Birbirinizin ağırlıklarını taşıyın, ve böylece Mesihin şeriatini tamamlayın.
Fakat iyilik etmeği ve iane etmeği unutmayın; çünkü Allah bu gibi kurbanlardan hoşlanır.
mukaddeslerin ihtiyaçlarına iştirak edin; misafirperver olmağa dikkat edin.
[10] Halk da kendisinden: Öyle ise, ne yapalım? diye sordular. [11] Cevap verip onlara dedi: İki gömleği olan hiç olmıyana versin; yiyeceği olan kimse de böylece yapsın.
Düşkünlerle yoksullar su arıyorlar, ve su yok, ve dilleri susuzluktan kuruyor; ben, RAB, onlara cevap vereceğim, ben, İsrailin Allahı, onları bırakmıyacağım.
Allahın RABBİN sana vermekte olduğu kendi memleketinde, kardeşlerinden biri, fakir bir adam, senin yanında, kapılarının birinde olursa, yüreğini katılaştırmıyacaksın, ve fakir kardeşine elini kapamıyacaksın;
Memleketin kavmı gaddarlık ettiler, ve soygunculuk yaptılar; ve düşkünle yoksulu incittiler, ve haksız yere misafire gaddarlık ettiler.