Eğer iyi silâhlanmış kuvvetli bir adam kendi evini muhafaza ederse, malı selâmette olur;
Ve Petrusu tutunca, Fısıhtan sonra onu kavm önüne çıkarmak niyetile zindana koydu, ve onu beklemek için dörder askerlik dört takıma verdi.
İsa, üzerine gelmiş olan başkâhinlere, mabedin kumandanlarına ve ihtiyarlara dedi: Kılıçlarla ve sopalarla, bir hayduda karşı imiş gibi mi çıktınız?
[29] Fakat o kendisini doğruya çıkarmak istiyerek İsaya dedi: Ya, benim komşum kimdir? [30] İsa da söze başlıyıp dedi: Adamın biri Yeruşalimden Erihaya iniyordu; haydutların eline düştü, ve onu soydular ve vurdular, yarı ölü bırakıp gittiler. [31] Rastgele bir kâhin o yoldan iniyordu; adamı görünce öteden geçip gitti. [32] Ayni suretle bir Levili de o yere geldiği zaman, onu gördü, öteden geçip gitti. [33] Fakat bir Samiriyeli yolculuk ederken, onun bulunduğu yere geldi; onu görünce acıdı, [34] yanına gitti, yaraları üzerine zeytin yağı ve şarap akıtıp onları sardı, ve onu kendi hayvanına bindirdi, bir hana götürdü ve ona baktı. [35] Ertesi gün, iki dinar çıkardı, hancıya verdi ve: Ona bak, ve bundan fazla ne harcedersen, yine döndüğüm zaman, sana öderim, dedi. [36] Bu üçünden hangisi, haydutların eline düşen adamın komşusu oldu, sanırsın? [37] Ve fakih: Ona acıyan, dedi. İsa da fakihe: Git, sen de böyle yap, dedi.
[41] Ve Filistî yürüyüp geliyor, ve Davuda yaklaşıyordu; ve kalkanı taşıyan uşak onun önünde idi. [42] Ve Filistî bakındı, ve Davudu görünce onu adam yerine koymadı; çünkü genç, ve kırmızı yüzlü, bakılışı da güzeldi. [43] Ve Filistî Davuda dedi: Ben köpek miyim ki bana değneklerle geliyorsun? Ve Filistî kendi ilâhları ile Davuda lânet etti. [44] Ve Filistî Davuda dedi: Yanıma gel de senin etini göklerin kuşlarına, ve kırın hayvanlarına vereyim. [45] Ve Davud Filistîye dedi: Sen kılıçla, ve mızrakla ve kargı ile üzerime geliyorsun; fakat ben meydan okuduğun İsrail dizilerinin Allahı, ordular RABBİNİN ismile senin üzerine geliyorum. [46] Bugün RAB seni benim elime verecek; ve seni vuracağım, ve başını gövdenden ayıracağım; ve Filistî ordusunun leşlerini göklerin kuşlarına, ve yerin canavarlarına vereceğim; ve İsrailde Allah olduğunu bütün dünya bilecek; [47] ve bütün bu cemaat bilecek ki, RAB kılıçla ve mızrakla kurtarmaz; çünkü cenk RABBİNDİR, ve sizi elimize verecektir. [48] Ve vaki oldu ki, Davudun karşısına çıkmak için Filistî kalkıp yaklaşınca Davud çabuk davranıp Filistînin karşısına çıkmak için cenk dizisine doğru koştu. [49] Ve Davud dağarcığına el attı, ve oradan bir taş alıp sapanla fırlattı, ve Filistîyi alnından vurdu; ve taş alnına battı, ve yüzü üstüne yere düştü. [50] Ve Davud Filistîyi sapanla ve taşla yendi ve Filistîyi vurup onu öldürdü; ve Davudun elinde kılıç yoktu. [51] Ve Davud koşup Filistînin üzerinde durdu, ve onun kılıcını alıp kınından çekti, ve onu öldürdü, ve onunla başını kesti. Ve Filistîler pehlivanlarının öldüğünü görünce kaçtılar. [52] Ve İsrail ile Yahuda adamları kalkıp bağırdılar, ve Filistîleri Gaiye varıncıya kadar, ve Ekron kapılarına kadar kovaladılar. Ve Filistîlerden vurulanlar Gata kadar, ve Ekrona kadar Şaarayim yolunda düştüler. [53] Ve İsrail oğulları Filistîlerin ardını kovalamaktan dönüp onların ordugâhını yağma ettiler. [54] Ve Davud Filistînin başını aldı, ve onu Yeruşalime getirdi; fakat silâhlarını çadırına koydu.
İsa da onlara dedi: Fakat şimdi, kesesi olan onu alsın, ve torbası olan da alsın; ve olmıyan esvabını satsın, ve kılıç satın alsın.
[2] Eğer hırsız duvar delerken yakalanırsa, ve vurulup ölürse, onun için kan hakkı yoktur. [3] Eğer onun üzerine güneş doğmuş olursa, kendisine kan hakkı olacaktır; mutlaka ödiyecektir; eğer kendisinin bir şeyi yoksa, o zaman hırsızlığı için satılacaktır.
Katletmiyeceksin.
Fakat ben size derim: Kötüye karşı koma; ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir.
Eğer hırsız duvar delerken yakalanırsa, ve vurulup ölürse, onun için kan hakkı yoktur.
Zaifi ve fakiri çekip kurtarın; Onları kötüler elinden azat edin.
Ey sevgililer, kendiniz için öç almayın, fakat Allahın gazabına yer verin; çünkü yazılmıştır: “Rab diyor: Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim.”
[38] “Göz yerine göz, diş yerine diş,” denildiğini işittiniz. [39] Fakat ben size derim: Kötüye karşı koma; ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir.
çünkü sana iyilik için Allahın hizmetçisidir. Fakat kötü olanı yaparsan, kork; çünkü kılıcı boş yere taşımıyor; çünkü Allahın hizmetçisidir, kötülük yapana gazap için intikamcıdır.
[36] İsa da onlara dedi: Fakat şimdi, kesesi olan onu alsın, ve torbası olan da alsın; ve olmıyan esvabını satsın, ve kılıç satın alsın. [37] Çünkü ben size derim: Bu yazılmış olan: “Ve günahkârlarla sayıldı,” sözü bende tamamlanmak gerektir; çünkü benim hakkımdaki sözlerin yerine gelmesi gerektir. [38] Ve onlar: Ya Rab, işte, burada iki kılıç, dediler. İsa onlara: Yeter, dedi.
Fakat eğer biri, kendininkilere, ve bilhassa evi halkına bakmazsa, imanı inkâr etmiştir, ve imansızdan fenadır.
Mümkünse, bütün insanlarla elinizden geldiği kadar, selâmette olun.
Ölüme götürülenleri kurtar, Ve öldürülmeğe sendeliyerek gidenleri esirge.
İşte, İsa ile beraber olanlardan biri el atıp kılıcını çekti, ve başkâhinin hizmetçisine vurup kulağını düşürdü.
İmdi Simun Petrusun bir kılıcı vardı, ve onu çekti, ve başkâhinin hizmetçisine vurup sağ kulağını kesti. O hizmetçinin adı Malhus idi.
Ne mutlu sulh edicilere; çünkü onlar Allah oğulları çağırılacaklar.
[52] O zaman İsa ona dedi: Kılıcını yine yerine koy, çünkü kılıç tutanların hepsi kılıçla helâk olacaklardır. [53] Yahut ben Babama rica edemez miyim sanırsın? o da bana on iki lejiyondan fazla melekleri şu anda eriştirir. [54] Böyle olması gerektir, diyen yazılar o vakit nasıl yerine gelirdi?
Fakat şunu bilin ki, eğer ev sahibi hırsızın hangi nöbette geleceğini bilse idi, uyanık durup evini deldirmeğe bırakmazdı.
[5] Ve gerçek sizin kanınızı, canlarınız için arıyacağım; her hayvanın elinden onu arıyacağım; ve insanın elinden, yani, her adamın kardeşinin elinden, insan canını arıyacağım. [6] Her kim adam kanı dökerse, onun kanı adam elile dökülecektir; çünkü Allah kendi suretinde adamı yaptı.
Ve baktım, ve kalkıp ileri gelenlere, ve memurlara, ve kavmın artakalanlarına dedim: Onlardan korkmayın; büyük ve heybetli olan Rabbi hatırlayın, ve kardeşleriniz, oğullarınız ve kızlarınız, karılarınız, ve evleriniz için cenkedin.
[10] İmdi Simun Petrusun bir kılıcı vardı, ve onu çekti, ve başkâhinin hizmetçisine vurup sağ kulağını kesti. O hizmetçinin adı Malhus idi. [11] O vakit İsa Petrusa dedi: Kılıcını kınına koy; Babamın bana verdiği kâseyi içmiyeyim mi?
[21] Eğer düşmanın acıkmışsa, ona ekmek yedir; Ve eğer susamışsa, ona su içir; [22] Çünkü sen onun başına ateş korları yığarsın, Ve RAB sana öder.
Kimseye kötülüğe karşı kötülük etmeyin. Bütün insanlar nazarında iyi şeylere dikkat edin.
[51] İşte, İsa ile beraber olanlardan biri el atıp kılıcını çekti, ve başkâhinin hizmetçisine vurup kulağını düşürdü. [52] O zaman İsa ona dedi: Kılıcını yine yerine koy, çünkü kılıç tutanların hepsi kılıçla helâk olacaklardır. [53] Yahut ben Babama rica edemez miyim sanırsın? o da bana on iki lejiyondan fazla melekleri şu anda eriştirir. [54] Böyle olması gerektir, diyen yazılar o vakit nasıl yerine gelirdi?
[38] “Göz yerine göz, diş yerine diş,” denildiğini işittiniz. [39] Fakat ben size derim: Kötüye karşı koma; ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir. [40] Ve eğer biri seninle mahkemeye gidip senin gömleğini almak isterse, ona abanı da bırak. [41] Ve kim seni bir mil gitmeğe zorlarsa, onunla iki mil git. [42] Senden diliyene ver, senden ödünç istiyenden yüz çevirme. [43] “Sen komşunu sevecek” ve düşmanından nefret edeceksin, denildiğini işittiniz. [44] Fakat ben size derim: Düşmanlarınızı sevin, ve size eza edenler için dua edin ki,
Onlara de: Varlığım hakkı için, Rab Yehovanın sözü, kötünün ölümünden değil, ancak kötü adamın yolundan dönüp yaşamasından zevk alırım; dönün, kötü yollarınızdan dönün; çünkü niçin ölesiniz, ey İsrail evi?
[18] Mümkünse, bütün insanlarla elinizden geldiği kadar, selâmette olun. [19] Ey sevgililer, kendiniz için öç almayın, fakat Allahın gazabına yer verin; çünkü yazılmıştır: “Rab diyor: Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim.” [20] Fakat: “Eğer düşmanın acıkmışsa, ona yedir; eğer susamışsa, ona içir; çünkü bunu yapmakla onun başı üzerine ateş korları yığarsın.” [21] Kötülüğe yenilme, fakat kötülüğü iyilikle yen.
[31] Ve Davudun söylediği sözler işitilince, onları Saula bildirdiler; ve onu getirtti. [32] Ve Davud Saula dedi: O adamdan dolayı kimsenin yüreği zayıflamasın; kulun gidip bu Filistî ile cenk edecektir. [33] Ve Saul Davuda dedi: Bu Filistî ile cenketmek için sen ona karşı gidemezsin; çünkü sen gençsin, fakat o gençliğinden beri cenk adamıdır. [34] Ve Davud Saula dedi: Kulun babasının koyunlarını güderdi; ve aslan, yahut ayı geldiği, ve sürüden bir kuzu aldığı zaman, [35] ben ardından çıkar ve onu vururdum, ve ağzından kuzuyu kurtarırdım; ve bana karşı kalkarsa sakalından tutup onu vurur öldürürdüm. [36] Kulun hem aslanı, hem ayıyı vurmuştur; ve bu sünnetsiz Filistî onlardan biri gibi olacaktır, çünkü hay olan Allahın dizilerine meydan okumuştur. [37] Ve Davud dedi: Aslan pençesinden, ve ayı pençesinden beni kurtaran RAB, bu Filistînin elinden de beni kurtaracaktır. Ve Saul Davuda dedi: Git, ve RAB seninle beraber olsun.
Ve onlardan biri başkâhinin hizmetçisini vurup sağ kulağını düşürdü.
[22] Ve eğer adamlar kavga edip bir gebe kadına çarparlar, ve onun çocuğu düşerse, ve bir zarar olmazsa, kocasının kendi üzerine tayin edeceği gibi tazmin edecek, ve hâkimler vasıtası ile verecektir. [23] Fakat zarar olursa, o zaman can yerine can, [24] göz yerine göz, diş yerine diş, el yerine el, ayak yerine ayak, [25] yanık yerine yanık, yara yerine yara, bere yerine bere vereceksin.
Ve kılıcın gelmekte olduğunu bekçi görür de boru çalmazsa, ve kavm sakındırılmış olmazsa, ve kılıç gelir, ve onlardan bir canı alırsa; o kendi fesadında alınır, fakat onun kanını bekçinin elinden ararım.
Eğer onun üzerine güneş doğmuş olursa, kendisine kan hakkı olacaktır; mutlaka ödiyecektir; eğer kendisinin bir şeyi yoksa, o zaman hırsızlığı için satılacaktır.