Ey küçük çocuklar, siz Allahtansınız, ve onları yendiniz; çünkü sizde olan, dünyada olandan daha büyüktür.
FAKAT Ruh açıkça diyor ki sonraki vakitlerde bazıları imandan irtidat edip aldatıcı ruhları ve cinlerin öğretişlerini dinliyecekler,
ta ki Şeytan tarafından mağdur edilmiyelim; çünkü onun düzenlerini bilmez değiliz.
Allahın sureti olan Mesihin izzet incilinin nuru doğmasın diye, bu dünyanın ilâhı imansızların fikirlerini kendilerinde körletmiştir.
Sen Allah bir olduğuna inanıyorsun; iyi ediyorsun; cinler de inanıyorlar, ve titriyorlar.
Ve önümden bir ruh geçti; Bedenimin tüyleri ürperdi.
Cinler İsaya: Bizi çıkarırsan, domuz sürüsüne gönder, diye yalvardılar.
O zaman gider, kendisinden daha kötü başka yedi ruhu yanına alır, ve oraya girip otururlar, ve o adamın son hali ilkinden daha kötü olur. Bu kötü nesle de böylece olacaktır.
İsa: Adın ne? diye ona sordu. Adam: Lejiyondur, dedi. Zira kendisine bir çok cinler girmişti.
Ve onları saptıran İblis, canavarla yalancı peygamberin içinde bulundukları ateş ve kükürt gölüne atıldı; ve ebetler ebedince gündüz ve gece kendilerine azap edilecektir.
[20] Fakat diyorum ki Milletler kurban ettikleri şeyleri Allaha değil, cinlere kurban ediyorlar; ve cinlerle iştirak etmenizi istemem. [21] Rabbin kâsesinden ve cinlerin kâsesinden içemezsiniz; Rabbin sofrasından ve cinlerin sofrasından hissedar olamazsınız.
[37] Ve oğulları ile kızlarını cinlere kurban ettiler; [38] Kenân putlarına kurban eyledikleri Oğullarının ve kızlarının kanını, Suçsuz kanı döktüler; Ve memleket kanla murdar oldu.
[20] Ve Eyub kalktı, ve kaftanını yırttı, ve saçlarını kesti, ve yere düşüp secde kıldı; [21] ve dedi: Anam bağrından çıplak çıktım, ve oraya çıplak döneceğim; RAB verdi, ve RAB aldı; RABBİN ismi mubarek olsun.
[10] Velhasıl, Rabde ve onun kudretinin kuvvetinde kuvvetlenin. [11] İblisin hilelerine karşı durabilmeniz için, Allahın bütün silâhlarını kuşanın. [12] Çünkü güreşimiz kan ve ete karşı değildir, ancak riyasetlere karşı, hükûmetlere karşı, bu karanlığın dünya hükümdarlarına karşı, semaviyatta olan kötülüğün ruhî ordularına karşıdır.
[12] Ey parlak yıldız, seherin oğlu, göklerden nasıl düştün! sen ki, milletleri devirirdin, nasıl yere yıkıldın! [13] Ve kendi yüreğinde derdin: Göklere çıkacağım, tahtımı Allahın yıldızları üzerine yükselteceğim; ve şimalin sonlarında, cemaat dağında oturacağım: [14] bulutların yüksek yerleri üzerine çıkacağım, kendimi Yüce Allah gibi edeceğim. [15] Fakat ölüler diyarına, çukurun en derinine indirileceksin.
[13] Fakat serseri afsuncu Yahudilerden bazıları da: Pavlusun vâzettiği İsa ile size kasem ederim, diyerek kendilerinde kötü ruhlar olanlar üzerine Rab İsanın ismini çağırmağa giriştiler. [14] Ve bunu edenlerden Skeva isminde bir Yahudi başkâhinin yedi oğlu vardı. [15] Fakat kötü ruh cevap verip onlara dedi: İsayı tanırım, Pavlusu da bilirim; siz ise, kimlersiniz? [16] Ve kendisinde kötü ruh olan adam üzerlerine sıçrayıp onlardan ikisini yenerek galip oldu, şöyle ki, o evden çıplak ve yaralı olarak kaçtılar.
[4] Çünkü eğer Allah günah işlediklerinde melekleri esirgemiyip fakat hüküm için hıfzolunmak üzre onları cehenneme atıp karanlık zincirlerine teslim etti ise; [5] ve kadim dünyayı esirgemiyip fakat fasıkların dünyası üzerine tufanı getirdiği zaman, salâh vaizi, Nuhu, diğer yedi kişile hıfzetti ise; [6] ve fısk ile yaşıyacak olanlara örnek etmiş olarak Sodom ve Gomorra şehirlerini küle çevirip harabiyetle hükmetti ise; [7] ve fasıkların fücur içinde olan yaşayışları ile kederlenen salih Lûtu kurtardı ise [8] (çünkü o salih, aralarında otururken, görüp işiterek onların haksız işlerile günden güne salih canına eziyet ederdi); [9] Rab dindarları imtihandan kurtarmağı, ve haksızları, ve bilhassa şehvet murdarlığında beden arkasından yürüyüp hâkimiyeti tahkir edenleri, [10] hüküm günü için tekdir altında tutmağı bilir. Cüretkârlar ve mağrurlar izzetlere küfretmekte titremezler;
[1] VE beşinci melek boru çaldı, ve gökten yere düşmüş bir yıldız gördüm; ve ona cehennem kuyusunun anahtarı verildi. [2] Ve cehennem kuyusunu açtı, ve kuyudan büyük bir külhan dumanı gibi duman çıktı; ve kuyunun dumanından güneş ve hava karardı. [3] Ve dumandan yeryüzüne çekirgeler çıktılar; yerin akreplerinde kudret olduğu gibi, onlara da kudret verildi. [4] Ve onlara denildi ki, yerin otuna, bir yeşil şeye, ve bir ağaca değil, ancak alınları üzerinde Allahın mührü olmıyan adamlara zarar versinler. [5] Ve kendilerine, onları öldürmesinler, ancak onlara beş ay eziyet edilsin, diye ruhsat verildi; ve onların eziyeti, insanı soktuğu zaman, akrep eziyeti gibi idi. [6] Ve insanlar o günlerde ölümü arıyacaklar, ve onu asla bulmıyacaklar; ve ölmeği arzu edecekler, ve ölüm onlardan kaçacaktır. [7] Ve çekirgelerin şekilleri cenk için hazırlanmış atlara benziyordu; ve başları üzerinde sanki altına benzer taçlar vardı, ve yüzleri insanların yüzleri gibi idi.
[21] Kefernahuma girdiler; ve İsa hemen Sebt günü havraya girip öğretiyordu. [22] Onun öğretişine çok şaştılar; çünkü onlara yazıcılar gibi değil, fakat hâkimiyet sahibi gibi öğretiyordu. [23] Hemen onların havrasında murdar ruh ile bir adam olup, bağırarak dedi: [24] Bizden sana ne, ey Nâsıralı İsa? bizi helâk etmeğe mi geldin? Kimsin, seni biliyorum; Allahın Mukaddesi. [25] İsa onu azarlıyıp: Sus, ve ondan çık, dedi. [26] Murdar ruh da onu sarsıp yüksek sesle bağırarak ondan çıktı. [27] Hepsi de şaştılar, o derece ki, birbirine sorup diyorlardı: Bu nedir? yeni öğretiş! o, murdar ruhlara bile hâkimiyetle emrediyor, ve kendisine itaat eyliyorlar.
[14] Çünkü hayata götüren kapı dar, ve yol sıkışıktır, ve onu bulanlar azdır. [15] Yalancı peygamberlerden sakının; onlar size koyun esvabında gelirler, fakat iç yüzden kapıcı kurtlardır. [16] Onları meyvalarından tanıyacaksınız. İnsanlar dikenlerden üzüm, yahut deve dikenlerinden incir toplarlar mı? [17] Böylece her iyi ağaç iyi meyva verir; fakat çürük ağaç kötü meyva verir. [18] İyi ağaç kötü meyva veremez; çürük ağaç da iyi meyva veremez. [19] İyi meyva vermiyen her ağaç kesilir ve ateşe atılır. [20] Öyle ise, onları meyvalarından tanıyacaksınız.
[31] Bir Galile şehri olan Kefernahuma indi. Sebt günü onlara öğretiyordu; [32] onun öğretişine şaştılar; çünkü onun sözlerinde hâkimiyet vardı. [33] Ve havrada bir adam vardı, ve kendisinde murdar bir cin ruhu vardı; ve o yüksek sesle bağırdı: [34] Bırak! bizden sana ne, ey Nâsıralı İsa? Bizi helâk etmeğe mi geldin? Kimsin, seni bilirim, Allahın Mukaddesi! [35] İsa onu azarlıyıp: Sus, ve ondan çık, dedi. Cin adamı ortada yere düşürüp zarar vermeden ondan çıktı. [36] Herkese de hayret geldi: Bu nasıl sözdür ki, murdar ruhlara kudretle ve hâkimiyetle emrediyor, onlar da çıkıyorlar? diye birbirlerile konuştular. [37] Havalide her yere onun hakkında rivayet yayıldı. [38] İsa havradan çıktı, ve Simunun evine girdi. Simunun kaynanası şiddetli ısıtmaya tutulmuştu; ona kadın için yalvardılar. [39] İsa onun başında durdu, ısıtmayı azarladı; ısıtma onu bıraktı, ve kadın hemen kalkarak onlara hizmet etti. [40] Ve güneş batınca, türlü illetlere tutulmuş hastası olanlar onları kendisine getirdiler; İsa da ellerini her birinin üzerine koyup onları iyi etti. [41] Bir çoklarından da cinler: Sen Allahın Oğlusun, diye bağırarak çıkarlardı. Onları azarlıyarak, söylemeğe bırakmazdı; çünkü kendisinin Mesih olduğunu biliyorlardı.
[1] EY çocuklar, ana babalarınıza Rabde itaat edin, çünkü bu doğrudur. [2] “Babana, anana hürmet et” (vaitle olan ilk emir budur), [3] “ta ki sana iyilik olsun, ve dünyada uzun ömürlü olasın.” [4] Ve ey babalar, çocuklarınızı incitmeyin, fakat onları Rabbin terbiye ve nasihatile yetiştirin. [5] Ey kullar, göze görünür hizmetle insanları hoşnut edenler gibi değil, [6] fakat Mesihin hizmetçileri gibi Allahın iradesini candan yaparak, [7] ve insanlara değil, Rabbe oluyor gibi iyi niyetle hizmet ederek, [8] ve gerek kul, gerek hür, herkesin her ne iyilik yaparsa, Rab tarafından onu alacağını bilerek, bedene göre olan efendilerinize Mesihe hizmet eder gibi, yüreğinizin sadeliğinde korku ve titreme ile hizmet edin. [9] Ve ey efendiler, onların ve sizin Rabbiniz göklerde olduğunu ve onun indinde şahsa itibar olmadığını bilerek tehdidi bırakıp kendilerine ayni şeyleri yapın. [10] Velhasıl, Rabde ve onun kudretinin kuvvetinde kuvvetlenin. [11] İblisin hilelerine karşı durabilmeniz için, Allahın bütün silâhlarını kuşanın. [12] Çünkü güreşimiz kan ve ete karşı değildir, ancak riyasetlere karşı, hükûmetlere karşı, bu karanlığın dünya hükümdarlarına karşı, semaviyatta olan kötülüğün ruhî ordularına karşıdır. [13] Bundan dolayı fena günde dayanabilmeniz, ve her şeyi yaptıktan sonra, yerinizde durabilmeniz için, Allahın bütün silâhlarını alın. [14] İmdi belinizi hakikatle kuşatmış, ve adalet zırhını giyinmiş, [15] ve selâmet incilinin hazırlığı ile ayaklarınızı giydirmiş olarak, [16] ve hepsinin üzerine, şeririn bütün kızgın oklarını onunla söndürmeğe kadir olacağınız iman kalkanını ele alarak, yerinizde durun. [17] Ve kurtarış miğferini, ve Ruhun kılıcı olan Allahın sözünü alın; [18] her vakitte Ruhta dua ederek, bütün dua ve niyazla, ve bunun için bütün mukaddesler hakkında tam müdavemet ve niyazla uyanık durun,