Konuda Kutsal Kitap Ayetleri

Başlıklar
Tanrı
İyi Karakter
Kötü Karakter
Günah
Hayat
Kilise
Gizemler
Melekler ve Şeytanlar
Matematik İşaretleri
Ek
Kilise: [Kilise Zulmü]
VE onun öldürülmesine Saul razı olmuştu. O günde Yeruşalimde olan kiliseye karşı büyük eza oldu; resullerden başka, hepsi Yahudiye ve Samiriye memleketlerinde her yana dağıldılar.
Fakat ben size derim: Düşmanlarınızı sevin, ve size eza edenler için dua edin ki,
Ve Mesih İsada takva üzre yaşamak istiyenlerin hepsi eza çekeceklerdir.
Benim size söylediğim sözü hatırlayın: Kul efendisinden büyük değildir. Eğer bana eza ettilerse, size de eza edecekler; eğer benim sözümü tuttularsa, sizinkini de tutacaklardır.
Çekmek üzre olduğun şeylerden korkma; işte, İblis tecrübe olunasınız diye, sizden bazılarını zindana atacak, ve on gün sıkıntınız olacaktır. Ölüme kadar sadık ol, ve sana hayat tacını vereceğim.
Mesihin sevgisinden bizi kim ayıracaktır? elem mi, yahut sıkıntı mı, yahut eza mı, yahut kıtlık mı, yahut çıplaklık mı, yahut tehlike mi, yahut kılıç mı?
Benim uğruma insanlar size sitem edecekleri, eza eyliyecekleri, ve size karşı yalan yere her türlü fenalığı söyliyecekleri zaman, size ne mutlu!
Size eza edenlere hayırdua edin; hayırdua edin ve lânet etmeyin.
Fakat İsa onlara cevap verdi: Babam şimdiye kadar işlemektedir; ben de işliyorum.
[10] Ne mutlu salâh uğrunda eza çekmiş olanlara; çünkü göklerin melekûtu onlarındır. [11] Benim uğruma insanlar size sitem edecekleri, eza eyliyecekleri, ve size karşı yalan yere her türlü fenalığı söyliyecekleri zaman, size ne mutlu! [12] Sevinin, ve meserretle coşun; çünkü göklerde karşılığınız büyüktür; çünkü sizden önceki peygamberlere de böyle eza ettiler.
Bundan dolayı Mesih uğrunda zayıflıklara, sitemlere, zaruretlere, ezalara ve darlıklara razıyım; çünkü ne zaman zayıf isem, o zaman kuvvetliyim.
Yahudiler ise, dindar ve muteber kadınları ve şehrin ileri gelenlerini teşvik edip Pavlus ve Barnabasın başına eziyet çıkardılar, ve onları kendi sınırlarından attılar.
Atalarınız peygamberlerin hangisine eza etmediler? ve o Salihin geleceğini önceden bildirenleri öldürdüler; siz de şimdi onun hainleri ve katilleri oldunuz.
ve kendilerinde kök yoktur, ancak onlar bir zaman içindirler; sonra sözden dolayı sıkıntı yahut eziyet olunca, hemen sürçerler.
Fakat o zaman bedene göre doğmuş olan, Ruha göre doğmuş olana nasıl eza etti ise, şimdi de böyledir.
şimdi, bu zamanda, yüz misli evler, kardeşler, kızkardeşler, analar ve çocuklar ve tarlalar, ezalarla beraber, ve gelecek dünyada ebedî hayat almasın.
fakat kendisinde kök yoktur, ancak bir zaman içindir; ve sözden dolayı sıkıntı ve eza olunca, hemen sürçer.
Erkekleri de kadınları da bağlıyıp zindanlara teslim ederek bu Yola ölüm derecesinde eza ettim; nasıl ki, başkâhin ile bütün ihtiyarlar heyeti bana şehadet ederler.
Ne mutlu salâh uğrunda eza çekmiş olanlara; çünkü göklerin melekûtu onlarındır.
Bedende iyice gösteriş yapmak istiyenlerin hepsi, ancak Mesihin haçı için eza çekmesinler diye, sizi sünnet olunmağa icbar ediyorlar.
Fakat bütün bunlardan önce, benim ismim yüzünden size el atacaklar, ve sizi havralara, zindanlara teslim edecekler, kırallar ve valiler önüne götürüp size eza edecekler.
[29] İsa dedi: Doğrusu size derim: Hiç kimse yoktur ki, benim uğruma ve incil uğruna ev, ya kardeşler, ya kızkardeşler, ya ana, ya baba, ya çocuklar, yahut tarlalar bırakmış olsun da [30] şimdi, bu zamanda, yüz misli evler, kardeşler, kızkardeşler, analar ve çocuklar ve tarlalar, ezalarla beraber, ve gelecek dünyada ebedî hayat almasın.
[35] Mesihin sevgisinden bizi kim ayıracaktır? elem mi, yahut sıkıntı mı, yahut eza mı, yahut kıtlık mı, yahut çıplaklık mı, yahut tehlike mi, yahut kılıç mı? [36] Nitekim yazılmıştır: “Bütün gün senin uğruna öldürülüyoruz; Kasaplık koyunlar sayıldık.” [37] Fakat bizi sevenin vasıtası ile bunların hepsinde galiplerden üstünüz.
[19] İmdi İstefanostan dolayı olan sıkıntı üzerine dağılmış olanlar, sözü Yahudilerden başka kimseye söylemiyerek Fenikeye, Kıbrısa ve Antakyaya kadar gittiler. [20] Fakat onlardan Kıbrıslı ve Kirineli olan bazıları Antakyaya geldikleri zaman, Rab İsayı müjdeliyerek Yunanlılara da söylediler. [21] Rabbin eli onlarla idi; ve bir çokları iman edip Rabbe döndüler.
[4] Ve yere düşüp bir sesin kendisine: Saul, Saul, niçin bana eza ediyorsun? dediğini işitti. [5] O da: Ya Rab, sen kimsin? dedi. Ve o dedi: Ben eza ettiğin İsayım;
Fakat, ey kardeşler, eğer ben hâlâ sünnetlilik vâzediyorsam, niçin hâlâ eza çekiyorum? bu halde haçın tökezi iptal olunmuştur.
Fakat size bu şehirde eza ettikleri zaman, ötekine kaçın; çünkü doğrusu size derim: İnsanoğlu gelinciye kadar, siz İsrailin şehirlerini dolaşmağı bitirmiyeceksiniz.
Sevinin, ve meserretle coşun; çünkü göklerde karşılığınız büyüktür; çünkü sizden önceki peygamberlere de böyle eza ettiler.
fakat merhamete nail oldum, çünkü bilmiyerek imansızlıkta yaptım;
[11] Benim uğruma insanlar size sitem edecekleri, eza eyliyecekleri, ve size karşı yalan yere her türlü fenalığı söyliyecekleri zaman, size ne mutlu! [12] Sevinin, ve meserretle coşun; çünkü göklerde karşılığınız büyüktür; çünkü sizden önceki peygamberlere de böyle eza ettiler.
Bunun için de Allahın hikmeti dedi: Ben onlara peygamberler ve resuller göndereceğim; onlardan bazılarını öldürecekler, bazılarına eza edecekler;
[3] ta ki bu sıkıntılarda hiç kimse sarsılmasın; çünkü bunun için tayin olunduğumuzu siz kendiniz bilirsiniz. [4] Çünkü sıkıntı çekeceğimizi yanınızda iken önceden size söyledik, nitekim malûmunuz olduğu üzre de vaki oldu.
[36] başkaları da istihzalar ve kamçılar, hattâ bağlar ve mahpusluk ne olduğunu denediler; [37] taşlandılar, testere ile biçildiler, imtihan olundular, kılıçla katlolunarak öldürüldüler; koyun postları ile, keçi derilerile dolaştılar; yoksulluk çektiler, sıkıntı gördüler, tahkir olundular [38] (dünya onlara lâyık değildi), çöllerde ve dağlarda ve mağaralarda ve toprağın inlerinde avare gezdiler.
[20] Benim size söylediğim sözü hatırlayın: Kul efendisinden büyük değildir. Eğer bana eza ettilerse, size de eza edecekler; eğer benim sözümü tuttularsa, sizinkini de tutacaklardır. [21] Fakat bütün bu şeyleri benim ismim yüzünden size edeceklerdir, çünkü beni göndereni bilmezler.
[21] Ve kardeş kardeşi, ve baba çocuğunu ölüme teslim edecek, ve çocuklar ana babalarına karşı kalkacaklar, ve onları öldüreceklerdir. [22] Ve benim ismimden ötürü herkes sizden nefret edecekler. Fakat sona kadar dayanan, kurtulacak olan odur. [23] Fakat size bu şehirde eza ettikleri zaman, ötekine kaçın; çünkü doğrusu size derim: İnsanoğlu gelinciye kadar, siz İsrailin şehirlerini dolaşmağı bitirmiyeceksiniz.
[8] Ve bütün bu şeyler ağrıların başlangıcıdır. [9] O zaman sizi sıkıntıya koyacaklar, ve öldürecekler; ve benim ismimden ötürü bütün milletler sizden nefret edecekler. [10] Ve o zaman bir çokları sürçüp birbirini ele verecekler, ve birbirlerinden nefret edecekler.
[12] Fakat bütün bunlardan önce, benim ismim yüzünden size el atacaklar, ve sizi havralara, zindanlara teslim edecekler, kırallar ve valiler önüne götürüp size eza edecekler. [13] Bu size şehadet için olacaktır. [14] Bunun için vereceğiniz cevabı önceden düşünmemeği yüreğinize koyun; [15] çünkü ben size ağız ve hikmet vereceğim, ve bütün hasımlarınız ona karşı söyliyemiyecek yahut karşı duramıyacaklar. [16] Fakat siz, hattâ ana baba, kardeşler, akraba, ve dostlar tarafından ele verileceksiniz; ve sizlerden bazılarını öldürecekler. [17] Benim ismimden dolayı herkes de sizden nefret edecek. [18] Ve başınızdan bir kıl zayolmıyacaktır. [19] Sabrınızla canlarınızı kazanacaksınız.
[8] Zaten doyuruldunuz, zaten zengin oldunuz, biz olmadan saltanat sürdünüz; ve keşke saltanat sürseydiniz de, biz de sizinle saltanat süreydik. [9] Çünkü Allah biz resulleri ölüme mahkûm olanlar gibi sonuncular olarak teşhir etti, sanırım; çünkü dünyaya, meleklere ve insanlara bir temaşa olduk. [10] Biz Mesih için akılsızlarız, fakat siz Mesihte akıllılarsınız; biz zayıflarız, fakat siz kuvvetlilersiniz; siz izzetlilersiniz, fakat biz itibarsızlarız. [11] Bu saate kadar açlık ve susuzluk çekiyoruz, ve çıplak kalıyoruz, ve dövülüyoruz, ve mekânımız yoktur; [12] ve kendi ellerimizle işliyerek çalışıyoruz; sövülünce, hayırdua ederiz; eza çekince, sabrederiz; [13] iftira edilince, yalvarırız; şimdiye kadar dünyanın süprüntüsü, cümlenin kazıntısı gibi olduk.
[32] Fakat tenvir olunduktan sonra, bir taraftan sitemler ve sıkıntılarla temaşaya arzedilerek, [33] diğer taraftan böylece muamele olunanlara hissedar olarak, büyük elemler cidaline tahammül ettiğiniz ilk günleri anın. [34] Çünkü mahpuslarla derttaş olup kendiniz için daha iyi ve baki kalan malınız olduğunu bilerek, emvalinizin yağma edilmesini sevinçle kabul ettiniz.
[33] imanla onlar ülkeler fethettiler, salâh işlediler, vaitlere nail oldular, aslanların ağızlarını kapadılar, [34] ateşin kuvvetini söndürdüler, kılıç ağzından kaçtılar, zayıflıktan kuvvetlendiler, cenkte zorlu oldular, yabancıların ordularını kaçırdılar. [35] Kadınlar ölülerini kıyam vasıtası ile aldılar; ve bazıları daha iyi kıyama nail olsunlar diye, kurtuluşu kabul etmiyerek, işkence çektiler; [36] başkaları da istihzalar ve kamçılar, hattâ bağlar ve mahpusluk ne olduğunu denediler; [37] taşlandılar, testere ile biçildiler, imtihan olundular, kılıçla katlolunarak öldürüldüler; koyun postları ile, keçi derilerile dolaştılar; yoksulluk çektiler, sıkıntı gördüler, tahkir olundular [38] (dünya onlara lâyık değildi), çöllerde ve dağlarda ve mağaralarda ve toprağın inlerinde avare gezdiler.
[1] Ovakitlerde kıral Hirodes kiliseden bazılarına cefa etmek için el uzattı. [2] Yuhannanın kardeşi Yakubu kılıçla öldürdü. [3] Ve bunun Yahudilerin hoşuna gittiğini görerek ileri varıp Petrusu da tuttu. Hamursuz ekmek günleri idi. [4] Ve Petrusu tutunca, Fısıhtan sonra onu kavm önüne çıkarmak niyetile zindana koydu, ve onu beklemek için dörder askerlik dört takıma verdi. [5] İmdi Petrus zindanda tutulmakta idi; fakat kilisece onun için gayretle Allaha dua ediliyordu. [6] Hirodes onu ortaya çıkarmak üzre iken, tam o gece Petrus iki asker ortasında çifte zincirle bağlı olarak uyumakta idi; ve bekçiler kapı önünde zindanı bekliyorlardı. [7] Ve işte, Rabbin meleği yanında durdu, ve hücrede bir nur parladı; ve melek Petrusun böğrüne vurup: Çabuk kalk, diyerek onu uyandırdı, ve ellerinden zincirleri düştü. [8] Melek ona dedi: Kuşan, ve çarıklarını bağla; ve böyle etti. Ve melek ona: Esvabını giyip ardımca gel, dedi. [9] Ve çıkıp ardınca gitti; ve melek vasıtası ile olan şeyin gerçek olduğunu bilmiyordu, ancak rüyet gördüğünü sanıyordu. [10] Birinci ve ikinci bekçiyi geçerek şehre çıkılan demir kapıya geldiler; kapı onlara kendiliğinden açıldı; çıkıp bir sokağı geçtiler; ve melek hemen ondan ayrıldı. [11] Petrus kendine gelince, dedi: Şimdi gerçekten biliyorum ki, Rab meleğini gönderdi, ve beni Hirodesin elinden, ve Yahudi kavmının bütün umduklarından kurtardı. [12] Ve düşündükten sonra, Markos lâkaplı Yuhannanın anası Meryemin evine geldi; bir çokları orada toplanmıştılar, ve dua ediyorlardı. [13] Petrus dış kapının küçük kanadını çalınca, Roda adlı bir hizmetçi kız kulak vermeğe geldi. [14] Petrusun sesini tanıyınca, sevinçten kapıyı açmadan içeri koşarak Petrusun kapı önünde durduğunu bildirdi. [15] Ona: Çıldırmışsın, dediler. Fakat kız böyle olduğunu iddia etti. Onlar da: Onun meleğidir, dediler. [16] Fakat Petrus kapıyı çalmakta devam etti; ve açtıkları zaman, kendisini görüp şaştılar. [17] Fakat susmaları için el ile işaret ederek Rabbin kendisini nasıl zindandan çıkardığını onlara anlatıp dedi: Bunları Yakuba ve kardeşlere bildirin. Ve çıkıp başka yere gitti. [18] Ve gündüz olunca, Petrus ne oldu, diye askerler arasındaki kargaşalık az değildi. [19] Hirodes de onu arayıp bulamayınca, bekçileri sorguya çekip öldürülsünler diye emretti. Ve Yahudiyeden Kayseriyeye inip orada kaldı.
[1] VE Saul hâlâ Rabbin şakirtlerine karşı tehdit ve katil soluyarak başkâhine geldi, [2] ve erkek olsun, kadın olsun, bu Yoldan olanları bulursa, bağlı olarak Yeruşalime getirebilsin diye başkâhinden Şama, havralara mektuplar istedi. [3] Ve yolda giderken, Şama yaklaştığı zaman vaki oldu ki, gökten bir nur ansızın çevresinde parladı. [4] Ve yere düşüp bir sesin kendisine: Saul, Saul, niçin bana eza ediyorsun? dediğini işitti. [5] O da: Ya Rab, sen kimsin? dedi. Ve o dedi: Ben eza ettiğin İsayım; [6] fakat kalk, ve şehre gir, ve ne etmen gerektir sana söylenecek. [7] Onunla yolculuk eden adamların nutku tutulup durdular; sesi işitiyorlar, fakat kimseyi görmiyorlardı. [8] Ve Saul yerden kalktı; gözlerini açınca bir şey görmiyordu. Onlar da kendisini yederek Şama götürdüler. [9] Ve üç gün görmez olup, ne yedi ne de içti. [10] Ve Şamda Hananya adlı bir şakirt vardı; ve Rab ona bir rüyette: Ey Hananya, dedi. O da: Ya Rab, işte ben, dedi. [11] Ve Rab ona dedi: Kalk, Doğru denilen sokağa git, ve Yahudanın evinde adı Saul olan Tarsusluyu ara; çünkü işte, o dua ediyor; [12] ve Hananya adlı bir adamın kendi yanına girdiğini, ve gözleri yine görsün diye ellerini üzerine koyduğunu görmüştür. [13] Ve Hananya cevap verdi: Ya Rab, bu adam için Yeruşalimde mukaddeslerine ne kadar kötülük ettiğini çok kimselerden işittim; [14] ve burada senin ismini çağıranların hepsini bağlamak için başkâhinlerden salâhiyeti var.
Çünkü bir vakitler Yahudilikteki yaşayışımı işitmişsinizdir; Allahın kilisesine hadden ziyade eza ve onu perişan ediyordum;
[8] Ve İzmirde olan kilisenin meleğine yaz: Ölmüş ve tekrar dirilmiş olan, birinci ve sonuncu, şu şeyleri diyor: [9] Senin sıkıntını, ve fakirliğini (fakat zenginsin), ve Yahudi değil, ancak Şeytanın havrası iken kendilerine Yahudi diyenlerin küfrünü bilirim. [10] Çekmek üzre olduğun şeylerden korkma; işte, İblis tecrübe olunasınız diye, sizden bazılarını zindana atacak, ve on gün sıkıntınız olacaktır. Ölüme kadar sadık ol, ve sana hayat tacını vereceğim.
[9] Gerçi ben Nâsıralı İsa ismine karşı çok şeyler yapmak kendimce lâzım sanmıştım. [10] Bunu da Yeruşalimde yaptım; ve başkâhinlerden salâhiyet alarak mukaddeslerden bir çoğunu zindanlara ben kapadım; ve öldürüldükleri zaman, onlara karşı rey verdim. [11] Onlara çok kereler bütün havralarda ceza ederek, küfrettirmeğe zorlardım; ve onlara karşı aşırı kudurmuş olarak hattâ yabancı şehirlerde bile kendilerine eza ettim.
ve kendi ellerimizle işliyerek çalışıyoruz; sövülünce, hayırdua ederiz; eza çekince, sabrederiz;
Ovakitlerde kıral Hirodes kiliseden bazılarına cefa etmek için el uzattı.
gayrete göre kiliseye eza eden, şeriatte olan salâha göre, kusursuzdum.
Turkish Bible 2018
Bible Society in Turkey