(çünkü diyor: “Makbul vakitte seni işittim, Ve kurtarış gününde sana yardım ettim;” makbul vakit işte, şimdidir; kurtuluş günü işte, şimdidir);
Ve dünya ve onun şehveti geçer, fakat Allahın iradesini yapan ebediyen durur.
O her şeyi vaktinde güzel yaptı; onların yüreğine de ebediyeti koydu, fakat şöyle ki, insan Allahın yaptığı işi baştan sona kadar bulup çıkaramaz.
Çünkü sizin için düşünmekte olduğum düşünceleri ben bilirim, RAB diyor, kötülük düşünceleri değil, ancak sonunuzda size ümit vermek için selâmet düşünceleridir.
Zira Allah dünyayı öyle sevdi ki, biricik Oğlunu verdi; ta ki, ona iman eden her adam helâk olmasın, ancak ebedî hayatı olsun.
Beni gönderenin işlerini gündüzken işlemek bize gerektir; gece geliyor, o zaman hiç kimse işliyemez.
Adamın yüreği kendi yolunu tasarlar; Fakat onun adımını RAB kılavuzlar.
Çalışkan adamın düşünceleri ancak berekete götürür; Fakat acele eden her adam yoksulluğa koşar.
YARINKİ günle övünme; Çünkü gün ne doğuracak bilmezsin.
Vakitlerim senin elindedir; Düşmanlarımın elinden ve kovalayıcılarımdan beni azat et.
Günlerimizi saymağı bize şöyle öğret ki, Hikmet yüreği edinelim.
Ve bunu yapın; çünkü zamanı bilirsiniz, ki, zaten sizin için uykudan uyanmak saatidir; çünkü şimdi kurtuluşumuz iman ettiğimiz vakitte olduğundan daha yakındır.
Çünkü bu vakitte sen bütün bütün susarsan, Yahudilere yardım ve kurtuluş başka yerden çıkacaktır, fakat sen ve babanın evi yok olacaksınız; ve kim bilir, belki böyle bir vakit için kırallığa ermişsindir?
[32] Fakat o gün yahut o saat hakkında, ne gökteki melekler, ne de Oğul, Babadan başka kimse bir şey bilmez. [33] Sakının, uyanık durun, dua edin; zira o vakit ne zamandır bilmezsiniz.
[8] Fakat, ey sevgililer, şu bir şeyi unutmayın ki Rabbin indinde bir gün bin yıl, ve bin yıl bir gün gibidir. [9] Bazılarının gecikmek zannettikleri gibi Rab vadi hakkında gecikmez, fakat bazılarının helâk olmalarını istemiyerek ancak bütün insanlar tövbeye dönsünler diye, sizin hakkınızda tahammül ediyor.
[5] Fırsatı satın alarak, dışarda olanlara karşı hikmetle yürüyün. [6] Her adama nasıl cevap vermek lâzımdır bilesiniz diye, sözünüz tuzla terbiye edilmiş olarak daima lûtufla olsun.
[15] İmdi hikmetsizler gibi değil, fakat hikmetliler gibi nasıl yürüdüğünüze dikkatle bakın; [16] fırsatı satın alın, çünkü günler fenadır. [17] Bunun için akılsız olmayın, fakat Rabbin iradesi nedir anlayın.
[1] FAKAT, ey kardeşler, vakitler ve anlar hakkında size yazılmasına ihtiyacınız yoktur. [2] Çünkü, kendiniz sıhhatle bilirsiniz ki Rabbin günü, gece hırsız nasıl gelirse, öyle gelir. [3] Selâmet ve emniyet dedikleri zaman, gebe kadına ağrı geldiği gibi, onlara anî helâk gelecektir; ve asla kurtulmıyacaklardır.
[6] Ey tembel, karıncaya git; Onun yollarına bak da hikmetli ol; [7] Onun üzerine baş, Gözcü, ve hükümdar yokken, [8] Yazın ekmeğini hazırlar, Biçim zamanında yiyeceğini toplar.
[13] Gelin şimdi: Bugün yahut yarın filân şehre gideceğiz, ve orada bir yıl geçireceğiz, ve alış veriş edeceğiz, ve kazanacağız, diyenler; [14] sizler ki yarın ne olacağını bilmezsiniz. Hayatınız nedir? Biraz vakit görünen ve ondan sonra görünmez olan bir buğusunuz. [15] Bunun yerine siz: Eğer Rab dilerse, yaşıyacağız, ve bunu ve şunu yapacağız, demelisiniz. [16] Fakat şimdi küstahlıklarınızla övünüyorsunuz; bu gibi her övünme kötüdür. [17] İmdi iyi olan şeyi yapmağı bilip de yapmıyana günahtır.
[1] HER şeyin zamanı, ve gökler altında her işin vakti var; [2] doğmanın vakti var, ve ölmenin vakti var; dikimin vakti var, ve dikilmiş olanı sökmenin vakti var; [3] öldürmenin vakti var, ve şifa vermenin vakti var; yıkmanın vakti var, ve bina etmenin vakti var; [4] ağlamanın vakti var, ve gülmenin vakti var; dövünmenin vakti var, ve oynamanın vakti var; [5] taşları atmanın vakti var, ve taşları devşirmenin vakti var; kucaklaşmanın vakti var, ve kucaklaşmadan çekinmenin vakti var; [6] aramanın vakti var, ve yitirmenin vakti var; saklamanın vakti var, ve atmanın vakti var; [7] yırtmanın vakti var, ve dikiş dikmenin vakti var; susmanın vakti var, ve söylemenin vakti var; [8] sevmenin vakti var, ve nefret etmenin vakti var; cengin vakti var, ve barışıklığın vakti var.