kendisini tayin edene sadık olan ikrarımızın Resulü ve Başkâhini İsaya bakın.
Kendi ekmeğini aç olanla paylaşmak, ve yurtsuz düşkünleri kendi evine getirmek, ve çıplağı görünce üstünü örtmek, ve kendi etinden olandan kaçınmamak değil mi?
eğer çocuklar büyütmüş, eğer misafir kabul etmiş, eğer mukaddeslerin ayaklarını yıkamış, eğer sıkıntıda olanlara yardım etmiş, eğer her iyi işin ardınca gitmişse, kaydolunsun.
fakat misafirperver, iyilik seven, temkinli, âdil, mukaddes, nefsine hâkim,
[8] her şeyden evel birbirinize olan sevginiz coşkun olsun, çünkü sevgi bir çok günahları örter; [9] birbiriniz için söylenmiyerek misafirperver olun;
[33] Ve gecenin o saatinde onları alıp yaralarını yıkadı ve hemen kendisi ve bütün evi halkı vaftiz olundu. [34] Ve Allaha iman etmiş olarak onları kendi evine çıkarıp önlerine sofra kurdu, ve bütün evile beraber çok sevindi.
[33] Ve diyarınızda bir garip seninle misafir olursa, onu mağdur etmiyeceksiniz. [34] Sizinle misafir olan garip aranızda yerli gibi olacak, ve onu kendin gibi seveceksin; çünkü Mısır diyarında gariptiniz; ben Allahınız RAB'İM.
[7] Ve çağırılanların baş yerleri nasıl seçtiklerini İsa görünce, onlara bir mesel söyliyip dedi: [8] Sen bir kimse tarafından düğüne çağırıldığın zaman, baş yere oturma; belki senden üstün sayılan bir kimse onun tarafından çağırılmıştır, [9] seni ve onu çağıran gelip sana: Bu adama yer ver, der, sen de utanarak en alt yere oturmağa başlarsın. [10] Fakat çağırıldığın zaman, git, en alt yere otur da seni çağıran gelip sana: Ey dost, yukarı çık, desin; o zaman bütün seninle beraber yemekte oturanlar karşısında sana itibar olur. [11] Çünkü her kendini yükselten alçaltılır, ve kendini alçaltan yükseltilir. [12] Ve İsa kendini çağırana da dedi: Sen bir öğle yahut bir akşam yemeği yaptığın zaman, ne dostlarını, ne kardeşlerini, ne akrabanı, ne zengin komşularını çağır; ta ki, onlar da seni çağırarak sana bir karşılık olmasın. [13] Fakat ziyafet ettiğin vakit, fakirleri, sakatları, topalları, körleri çağır; [14] ve mutlu olursun; çünkü onların sana karşılık yapacak bir şeyleri yoktur; fakat sana salihlerin kıyametinde karşılık verilir.
[34] O zaman Kıral, sağındakilere diyecektir: Ey sizler, Babamın mubarekleri, gelin, dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan melekûtu miras alın. [35] Zira aç idim, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancı idim, beni içeri aldınız; [36] çıplak idim, beni giydirdiniz; hasta idim, beni aradınız; zindanda idim, yanıma geldiniz. [37] O zaman salihler ona cevap verip diyecekler: Ya Rab, biz seni ne zaman aç görüp yedirdik, veya susamış görüp içirdik? [38] Ve ne zaman seni yabancı görüp içeri aldık, veya çıplak görüp giydirdik? [39] Ve ne zaman seni hasta, veya zindanda görüp yanına geldik? [40] Kıral cevap verip onlara diyecek: Doğrusu size derim: Mademki bu kardeşlerimden, şu en küçüklerinden birine yaptınız, bana yapmış oldunuz. [41] O zaman solundakilere de diyecek: Ey lânetliler, benim yanımdan İblis ile onun meleklerine hazırlanmış olan ebedî ateşe gidin. [42] Çünkü aç idim, bana yiyecek vermediniz; susamıştım, bana içecek vermediniz; [43] yabancı idim, beni içeri almadınız; çıplak idim, beni giydirmediniz; hasta ve zindanda idim, beni aramadınız. [44] O zaman onlar da cevap verip diyecekler: Ya Rab, seni ne vakit aç, veya susamış, yahut yabancı, veya çıplak, yahut hasta, veya zindanda gördük de, sana hizmet etmedik? [45] O zaman onlara cevap verip diyecek: Doğrusu size derim: Mademki bu en küçüklerden birine yapmadınız, bana da yapmamış oldunuz. [46] Ve bunlar ebedî azaba, fakat salihler ebedî hayata gideceklerdir.
[13] mukaddeslerin ihtiyaçlarına iştirak edin; misafirperver olmağa dikkat edin. [14] Size eza edenlere hayırdua edin; hayırdua edin ve lânet etmeyin. [15] Sevinenlerle sevinin; ağlıyanlarla ağlayın. [16] Birbirinize karşı ayni fikirde olun. Yüksek şeyler düşünmeyin, fakat hor görülenlere tenezzül edin. Kendi kendinize ukalâ olmayın. [17] Kimseye kötülüğe karşı kötülük etmeyin. Bütün insanlar nazarında iyi şeylere dikkat edin. [18] Mümkünse, bütün insanlarla elinizden geldiği kadar, selâmette olun. [19] Ey sevgililer, kendiniz için öç almayın, fakat Allahın gazabına yer verin; çünkü yazılmıştır: “Rab diyor: Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim.” [20] Fakat: “Eğer düşmanın acıkmışsa, ona yedir; eğer susamışsa, ona içir; çünkü bunu yapmakla onun başı üzerine ateş korları yığarsın.”