Petrus da onlara dedi: Tövbe edin; ve günahlarınızın bağışlanması için her biriniz İsa Mesihin ismile vaftiz olunsun; ve Ruhülkudüs vergisini alacaksınız.
[17] Ve sözde, yahut işte, her ne yaparsanız, hepsini Rab İsanın ismile ve onun vasıtası ile Baba Allaha şükrederek yapın. [18] Ey kadınlar, Rabde lâyık olduğu üzre, kocalarınıza tâbi olun. [19] Ey erkekler, karılarınızı sevin, ve onlara karşı acı muamele etmeyin. [20] Ey çocuklar, her şeyde ana babalarınıza itaat edin, çünkü bu Rabde makbuldür. [21] Ey babalar, cesaretten düşmesinler diye, çocuklarınızı incitmeyin. [22] Ey kullar, her şeyde bedene göre olan efendilerinize, göze görünür hizmetle, insanı hoşnut edenler gibi değil, fakat yürek sadeliğile, Rabden korkarak itaat edin; [23] Rabden miras mükâfatını alacağınızı bilerek,
İsrail kızlarından ve İsrail oğullarından kendilerini fuhşa vakfetmiş kimse olmıyacaktır.
İşlemek için elinin bulduğu her ne ise, onu kuvvetinle işle; çünkü gitmekte olduğun ölüler diyarında iş ve düşünce, bilgi ve hikmet yoktur.
Fakat o, hakikat Ruhu, gelince, size her hakikate yol gösterecek; zira kendiliğinden söylemiyecektir; fakat her ne işitirse, söyliyecek; ve gelecek şeyleri size bildirecektir.
Bütün İsrail oğulları cemaatine söyle, ve onlara de: Mukaddes olacaksınız; çünkü ben Allahınız RAB mukaddesim.
[13] Komşuna gadretmiyeceksin, ve onu soymıyacaksın; gündelikçinin gündeliğini bütün gece sabaha kadar yanında alıkoymıyacaksın. [14] Sağıra lânet etmiyeceksin, ve körün önüne tökez koymıyacaksın; ve Allahından korkacaksın; ben RAB'İM. [15] Hükümde haksızlık etmiyeceksiniz; fakirin hatırını saymıyacaksın, ve kudretlinin hatırına itibar etmiyeceksin; ve komşuna adaletle hükmedeceksin. [16] Kavmının arasında çekiştiricilik edip gezmiyeceksin; komşunun kanına karşı ayağa kalkmıyacaksın; ben RAB'İM. [17] Kardeşine yüreğinden nefret etmiyeceksin; onun yüzünden suç taşımıyasın diye mutlaka komşunu azarlıyacaksın. [18] Öç almıyacaksın, ve kavmının oğullarına kin tutmıyacaksın; ve komşunu kendin gibi seveceksin; ben RAB'İM.
İnsanların size ne yapmalarını istiyorsanız, siz de onlara öyle yapın.
En azda sadık olan çokta dahi sadıktır; en azda sadakatsiz olan çokta dahi sadakatsizdir.
[1] HİLELİ terazi RABBE mekruhtur; Fakat doğru tartı onun makbulüdür. [2] Gurur gelince utanç da gelir; Fakat hikmet alçak gönüllüler iledir. [3] Doğruların kemali kendilerine yol gösterir; Fakat hainlerin sapıklığı kendilerini helâk eder.
KENDİ kemalinde yürüyen fakir, Akılsız olup da dudakları sapık olandan iyidir.
Çocuğu gideceği yola göre yetiştir, Yaşlı olunca da ondan ayrılmaz.
Eğer düşmanın acıkmışsa, ona ekmek yedir; Ve eğer susamışsa, ona su içir;
Bu sebepten Allah onları rezalet ihtiraslarına teslim etti, çünkü onların kadınları tabiî kullanışı tabiate muhalif olana çevirdiler;
BUNUN için, ey her hükmeden adam, mazur değilsin; çünkü başkasına hükmettiğin şeyde kendini mahkûm ediyorsun; çünkü sen, ey hükmeden, ayni şeyleri yapıyorsun.
[12] İmdi, insanların size her ne yapmalarını istiyorsanız, siz de onlara öyle yapın; çünkü şeriat budur, peygamberler de. [13] Dar kapıdan girin; zira helâke götüren kapı geniş, ve yol enlidir; ve ondan girenler çoktur. [14] Çünkü hayata götüren kapı dar, ve yol sıkışıktır, ve onu bulanlar azdır. [15] Yalancı peygamberlerden sakının; onlar size koyun esvabında gelirler, fakat iç yüzden kapıcı kurtlardır. [16] Onları meyvalarından tanıyacaksınız. İnsanlar dikenlerden üzüm, yahut deve dikenlerinden incir toplarlar mı? [17] Böylece her iyi ağaç iyi meyva verir; fakat çürük ağaç kötü meyva verir. [18] İyi ağaç kötü meyva veremez; çürük ağaç da iyi meyva veremez. [19] İyi meyva vermiyen her ağaç kesilir ve ateşe atılır. [20] Öyle ise, onları meyvalarından tanıyacaksınız. [21] Bana: Ya Rab, ya Rab, diyen her adam göklerin melekûtuna girecek değildir; ancak göklerde olan Babamın iradesini yapan girer.
[34] Size birbirinizi seviniz diye, yeni bir emir veriyorum; sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi seviniz. [35] Eğer birbirinize sevginiz olursa, benim şakirtlerim olduğunuzu bütün insanlar bununla bilecekler.
[16] Allah tarafından mülhem olan her yazı talim, tedip, ıslâh, ve salâhta olan terbiye için de faidelidir; [17] ta ki, Allah adamı her iyi iş için mücehhez olarak kâmil olsun.
[49] İşte, kızkardeşin Sodomun kötülüğü şu idi: kendisinde ve kızlarında kibir, ekmeğe tokluk, ve kaygısız rahat vardı; ve düşkünle yoksulun elini pekiştirmedi. [50] Ve kibirlendiler, ve benim önümde mekruh şeyi yaptılar, ve bunu görünce onları ortadan kaldırdım.
[19] Ve bedenin işleri bellidir; onlar zina, pislik, şehvet, [20] putperestlik, sihirbazlık, düşmanlıklar, münazaa, kıskançlık, gazaplar, çekişmeler, ayrılıklar, fırkalar, [21] hasetler, sarhoşluklar, sefahetler ve bunlara benzer şeylerdir; önce söylediğim gibi, bunlar hakkında önceden söyliyorum, bu gibi şeyleri yapanlar Allahın melekûtunu miras almıyacaklardır.
[9] Yahut bilmez misiniz ki haksızlar Allahın melekûtunu miras almıyacaklardır? Aldanmayın; ne zaniler, ne putperestler, ne facirler, ne muhannesler, ne lûtiler, [10] ne hırsızlar, ne tamakârlar, ne ayyaşlar, ne sövücüler, ne de gasıplar Allahın melekûtunu miras alacaklardır. [11] Ve bazılarınız böyle idiniz; fakat yıkandınız, fakat takdis olundunuz, fakat Rab İsa Mesihin isminde ve Allahımızın Ruhunda salih kılındınız.
[8] Birbirinizi sevmekten başka, kimseye bir şey borçlu olmayın; çünkü diğerini seven şeriati itmam etmiştir. [9] Çünkü: “Zina etmiyeceksin; katletmiyeceksin; çalmıyacaksın; tamah etmiyeceksin;” ve eğer başka bir emir varsa, o da bu sözde icmal olunur: “Komşunu kendin gibi seveceksin.” [10] Sevgi komşuya kötülük etmez; imdi sevgi şeriatin itmamıdır.
[12] Tecrübeye tahammül eden adam ne mutludur; çünkü makbul olduğu zaman, Rabbin kendisini sevenlere vadettiği hayat tacını alacaktır. [13] Tecrübe olunduğu zaman, kimse: Allah tarafından tecrübe olunuyorum, demesin; çünkü Allah kötü şeylerle tecrübe olunamaz, kendisi de kimseyi tecrübe etmez; [14] fakat herkes kendi arzusu tarafından sürüklenerek ve aldanarak tecrübe olunur. [15] Sonra arzu gebe kalarak günah doğurur; ve günah kâmil olunca, ölüm hasıl eder.
[28] Yazıcılardan biri gelip onları mubahase ederken işitti; ve onlara iyi cevap verdiğini bilerek: Hep emirlerin birincisi hangisidir? diye, ona sordu. [29] İsa cevap verdi: Birincisi, “Dinle, ey İsrail; Allahımız Rab bir olan Rabdir. [30] Ve Rab Allahını bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün fikrinle, ve bütün kuvvetinle seveceksin.” [31] İkincisi bu: “Komşunu kendin gibi seveceksin.” Bunlardan daha büyük başka emir yoktur.
[10] Fakat her hangi şehre girerseniz, eğer sizi kabul etmezlerse, o şehrin meydanlarına çıkın ve diyin: [11] Şehrinizden ayaklarımıza yapışan tozu da size karşı silkiyoruz; fakat bunu bilin ki, Allahın melekûtu size yaklaştı. [12] Ben size derim ki, o günde o şehirden ziyade Sodoma kolaylık olacaktır. [13] Vay sana, ey Horazin! vay sana, ey Beytsayda! Eğer sizde vaki olan kudretli işler Sur ve Saydada vaki olsaydı, çoktan çul ve külde oturarak tövbe ederlerdi. [14] Fakat hüküm günü sizden ziyade Sur ve Saydaya kolaylık olacaktır. [15] Ey Kefernahum, göke kadar yükselecek misin? Sen ölüler diyarına kadar indirileceksin. [16] Sizi dinliyen beni dinler; ve sizi reddeden beni reddeder; beni reddeden ise, beni göndereni reddeder. [17] Ve yetmişler: Ya Rab, cinler bile senin isminle bize itaat ediyorlar, diyerek sevinçle döndüler. [18] Ve İsa onlara dedi: Şeytanın gökten şimşek gibi düştüğünü gördüm. [19] İşte, ben size yılanları ve akrepleri, ve düşmanın bütün kuvvetini ayak altına almak için hâkimiyet verdim; ve hiç bir şey size zarar vermiyecektir. [20] Fakat ruhlar size itaat ettiler diye sevinmeyin, lâkin adlarınız göklerde yazıldı diye sevinin. [21] O saatte İsa Ruhülkudüsle mesrur oldu, ve dedi: Ey Baba, gökün ve yerin Rabbi, sana şükrederim ki, bu şeyleri hikmetlilerden ve akıllılardan gizledin, ve onları küçük çocuklara açtın; evet, Baba, zira indinde böylece hoş göründü. [22] Her şey Babam tarafından bana verildi; ve Oğul kimdir, Babadan başka kimse bilmez; ve Baba kimdir, Oğuldan, ve Oğlun ona keşfetmeği dilediği kimseden başkası bilmez. [23] Ve şakirtlere dönerek ayrıca dedi: Sizin gördüğünüz şeyleri gören gözlere ne mutlu! [24] Çünkü size derim ki, çok peygamberler ve kırallar sizin gördüğünüz şeyleri görmek dilediler, ve görmediler; ve işittiğiniz şeyleri işitmek dilediler, ve işitmediler. [25] Ve işte, bir fakih kalktı ve: Ey Muallim, ebedî hayatı miras almak için ne yapayım? diyerek İsayı denedi. [26] Ve İsa ona dedi: Şeriatte ne yazılmıştır? nasıl okursun? [27] O cevap verip dedi: “Rab Allahını, bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün kuvvetinle, ve bütün fikrinle, ve komşunu kendin gibi seveceksin.” [28] İsa da ona: Doğru cevap verdin, böyle yap, yaşarsın, dedi.
[5] Ey kullar, göze görünür hizmetle insanları hoşnut edenler gibi değil, [6] fakat Mesihin hizmetçileri gibi Allahın iradesini candan yaparak, [7] ve insanlara değil, Rabbe oluyor gibi iyi niyetle hizmet ederek, [8] ve gerek kul, gerek hür, herkesin her ne iyilik yaparsa, Rab tarafından onu alacağını bilerek, bedene göre olan efendilerinize Mesihe hizmet eder gibi, yüreğinizin sadeliğinde korku ve titreme ile hizmet edin. [9] Ve ey efendiler, onların ve sizin Rabbiniz göklerde olduğunu ve onun indinde şahsa itibar olmadığını bilerek tehdidi bırakıp kendilerine ayni şeyleri yapın.
[1] EĞER insanların ve meleklerin dillerile söylersem, fakat sevgim olmazsa, ses çıkaran bir bakır, yahut öten bir zil olmuş olurum. [2] Eğer peygamberliğim olursa, ve bütün sırları ve her ilmi bilirsem, ve eğer dağları nakledecek bütün imanım olursa, fakat sevgim olmazsa, bir hiçim. [3] Ve eğer bütün mallarımı sadaka olarak yedirirsem, ve eğer bedenimi yanmak üzre teslim edersem, fakat sevgim olmazsa, bana hiç faide etmez. [4] Sevgi çok sabreder, lûtufla muamele eder, sevgi haset etmez; sevgi övünmez, kibirlenmez; [5] çirkin muamele etmez, kendi faidesini aramaz, hiddetlenmez, kötülük saymaz; [6] haksızlığa sevinmez, fakat hakikat ile beraber sevinir; [7] her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi ümit eder, her şeye sabreder. [8] Sevgi asla zeval bulmaz; fakat peygamberlikler ise, iptal olunacaklar; diller ise, bitecekler; ilim ise, iptal olunacaktır. [9] Çünkü cüzî biliriz, cüzî peygamberlik ederiz; [10] fakat kâmil olan geldiği zaman, cüzî olan iptal olunacaktır. [11] Çocukken, çocuk gibi söylerdim, çocuk gibi anlardım, çocuk gibi düşünürdüm; adam olunca, çocuk şeylerini bıraktım. [12] Çünkü şimdi ayna ile muammalı surette görüyoruz, fakat o zaman yüz yüze göreceğiz; şimdi cüzî biliyorum, fakat o zaman bilindiğim gibi bileceğim. [13] Şimdi ise, iman, ümit, sevgi, bu üçü kalıyor; ve bunların en büyüğü sevgidir.
[1] İMDİ ne diyelim? İnayet çoğalsın, diye günahta devam edelim mi? [2] Hâşâ. Biz ki, günaha öldük, artık onda nasıl yaşarız? [3] Yahut bilmez misiniz ki, Mesih İsaya vaftiz olunanlarımızın hepsi onun ölümüne vaftiz olunduk? [4] İmdi onunla beraber vaftiz vasıtası ile ölüme gömüldük; ta ki, Babanın izzetile Mesih ölülerden kıyam ettiği gibi, biz de böylece hayat yeniliğinde yürüyelim. [5] Çünkü eğer ölümünün benzeyişinde onunla birleşmiş olduksa, kıyamının benzeyişinde de olacağız; [6] bunu biliriz ki, artık günaha kulluk etmiyelim, diye günah bedeni iptal edilmek için eski adamımız onunla birlikte haça gerilmiştir. [7] Çünkü ölmüş olan adam günahtan tebriye edilmiştir. [8] Fakat eğer biz Mesih ile öldükse, Mesih ölülerden kıyam etmiş olup artık ölmiyeceğini, [9] artık ölümün ona saltanat etmiyeceğini bilerek, onunla beraber yaşıyacağımıza da iman ederiz. [10] Çünkü öldüğü ölümü bir kerede günaha öldü; fakat yaşamakta olduğu hayatı Allaha yaşıyor. [11] Siz de böylece kendilerinizi günaha ölü, fakat Mesih İsada Allaha diri sayın. [12] İmdi fani bedeninizde günah, kendi şehvetlerine itaat etmeniz için saltanat sürmesin. [13] Ve azanızı haksızlık âletleri olarak günaha arzetmeyin; fakat ölülerden dirilenler gibi, kendinizi Allaha, ve azanızı salâh âletleri olarak Allaha arzedin. [14] Çünkü günah size saltanat etmiyecektir; çünkü şeriat altında değil, fakat inayet altındasınız. [15] İmdi ne? şeriat altında değil, fakat inayet altında olduğumuz için günah işliyelim mi? Hâşâ. [16] Bilmez misiniz ki, itaat için kime kendinizi arzeder, kime itaat ederseniz, onun, ya ölüm için günahın, ya salâh için itaatin kullarısınız? [17] Fakat Allaha şükrolsun ki, günahın kulları olduğunuz halde, teslim edildiğiniz öğretişin suretine göre yürekten itaat ettiniz; [18] ve günahtan azat edilerek salâha kul oldunuz. [19] Nefsinizin zayıflığı sebebile (insana göre söyliyorum), pisliğe ve fesat için fesada kul olarak azanızı arzettiğiniz gibi, böylece şimdi azanızı kudsiyet için salâha kul olarak arzedin. [20] Zira günahın kulları olduğunuz zaman, salâhtan azat idiniz. [21] Şimdi utandığınız şeylerden o zaman ne semereniz vardı? çünkü onların sonu ölümdür. [22] Fakat şimdi günahtan azat olunmuş, ve Allaha kul edilmiş olarak kudsiyet için semereniz vardır, ve sonu ebedî hayattır. [23] Zira günahın ücreti ölüm; fakat Allahın mevhibesi Rabbimiz Mesih İsada ebedî hayattır.
[1] VE vaki oldu ki, İsa, bu sözleri bitirince, Galileden yola çıkıp Erden ötesinde Yahudiye sınırlarına geldi. [2] Ve büyük kalabalıklar ardınca gittiler; ve İsa orada onları iyi etti. [3] Ve Ferisiler onu deniyerek gelip dediler: Her sebeple karısını boşamak caiz midir? [4] İsa cevap verip dedi: Başlangıçtan yaratan onları erkek ve dişi yarattığını, [5] ve: “Bunun için insan babasını ve anasını bırakacak, ve karısına yapışacaktır; ve ikisi bir beden olacaktır,” dediğini okumadınız mı? [6] Şöyle ki, onlar artık iki değil, fakat bir bedendirler. İmdi Allahın birleştirdiğini insan ayırmasın. [7] Onlar İsaya dediler: Öyle ise, Musa niçin bir boş kâğıdı vermeği ve kadını boşamağı emretti? [8] İsa onlara dedi: Yüreklerinizin katılığından ötürü karılarınızı boşamanıza Musa müsaade etti; fakat başlangıçtan böyle olmamıştır. [9] Ve ben size derim: Kim zinadan ötürü olmayıp karısını boşar ve başkası ile evlenirse, zina eder; boşanmış olanla da evlenen zina eder. [10] Şakirtler İsaya dediler: Eğer erkeğin, karısı ile hali böyle ise, evlenmek iyi değil. [11] Fakat İsa onlara dedi: Bütün adamlar bu sözü kabul edemez, ancak kendilerine verilmiş olanlar kabul edebilir. [12] Çünkü anadan doğma hadım vardır, ve insanlar tarafından yapılmış hadım vardır, göklerin melekûtu uğrunda kendilerini hadım edenler de vardır. Bunu kabul edebilen kabul etsin. [13] O zaman İsa üzerlerine ellerini koyup dua etsin diye, ona küçük çocuklar getirdiler; ve şakirtler onları azarladılar. [14] Fakat İsa dedi: Küçük çocukları bırakın, ve bana gelmekten onları alıkoymayın; çünkü göklerin melekûtu bu gibilerindir. [15] Ve İsa onların üzerine ellerini koydu, ve oradan gitti. [16] Ve işte, biri İsaya gelip dedi: Ey muallim, ebedî hayatım olsun diye ne iyilik yapayım? [17] Ve İsa ona dedi: İyilik için neden bana soruyorsun? İyi olan biri vardır; fakat sen hayata girmek istiyorsan, emirleri tut. [18] O, İsaya: Hangilerini? dedi. İsa da: “Katletmiyeceksin; zina etmiyeceksin; çalmıyacaksın; yalan şehadet etmiyeceksin; [19] babana ve anana hürmet edeceksin;” ve, “Komşunu kendin gibi seveceksin,” dedi. [20] Genç adam İsaya dedi: Bütün bu şeyleri tuttum; daha ne eksiğim var? [21] İsa ona dedi: Eğer kâmil olmak istersen, git, nen varsa sat, ve fakirlere ver, göklerde hazinen olacaktır; ve gel, benim ardımca yürü. [22] Fakat genç adam bu sözü işitince kederli gitti; çünkü çok malı vardı. [23] Ve İsa şakirtlerine dedi: Doğrusu size derim ki, göklerin melekûtuna zengin adam güçlükle girer. [24] Yine size derim: Devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin adamın Allahın melekûtuna girmesinden daha kolaydır. [25] Ve bunu işitince, şakirtler: Öyle ise, kim kurtulabilir? diyerek çok şaştılar. [26] Ve İsa onlara bakıp dedi: İnsanlar indinde bu imkânsızdır, fakat Allah indinde her şey mümkündür. [27] O zaman Petrus cevap verip İsaya dedi: İşte, biz her şeyi bıraktık, ve senin ardınca geldik; öyle ise, bizim nemiz olacak? [28] İsa da onlara dedi: Doğrusu size derim: İnsanoğlu her şeyin yenilenmesinde, izzetinin tahtına oturacağı zaman, siz ki benim ardımca gelenlersiniz, siz de İsrailin on iki sıptına hükmederek on iki taht üzerinde oturacaksınız. [29] Ve benim ismim uğruna evler, ya kardeşler, ya kızkardeşler, ya baba, ya ana, ya çocuklar, ve yahut tarlalar bırakan her adam yüz katını alacak, ve ebedî hayatı miras alacaktır. [30] Fakat çok birinciler sonuncular, ve sonuncular birinciler olacaklardır.
[1] Oiki melek de akşamlayın Sodoma vardılar; ve Lût Sodomun kapısında oturuyordu; ve Lût görüp onları karşılamak için kalktı; ve yere kapandı; [2] ve dedi: İşte, efendilerim, şimdi kulunuzun evine inin, ve geceyi geçirin, ve ayaklarınızı yıkayın, ve erken kalkıp yolunuza gidersiniz. Ve dediler: Hayır, fakat biz geceyi meydanda geçireceğiz. [3] Ve onları çok zorladı; ve onun yanına indiler, ve evine girdiler; ve onlara ziyafet yaptı, ve mayasız ekmek pişirdi, ve yediler. [4] Fakat onlar yatmazdan önce, şehrin adamları, Sodom adamları, her mahalleden gençten ihtiyara kadar bütün halk, evi sardılar; [5] ve Lûtu çağırıp ona dediler: Bu gece senin yanına giren o adamlar nerede? onları bize çıkar, ve onları bilelim. [6] Ve Lût onlara kapıya çıktı, ve arkasından kapıyı kapadı. [7] Ve dedi: Ey kardeşlerim, rica ederim, kötülük etmeyin. [8] İşte, benim ere varmamış iki kızım var; rica ederim, onları size çıkarayım, ve onlara gözünüzde iyi olana göre yapın; ancak bu adamlara bir şey yapmayın; mademki damımın gölgesine geldiler. [9] Ve dediler: Geri çekil! Ve dediler: Bu adam garip olarak geldi, ve kendisini hâkim sayıyor; şimdi sana onlardan ziyade kötülük ederiz. Ve adamı, Lûtu, çok zorladılar, ve kapıyı kırmak için yaklaştılar. [10] Fakat adamlar ellerini uzatıp Lûtu yanlarına, evin içine getirdiler, ve kapıyı kapadılar. [11] Ve evin kapısında olan adamları, küçükten büyüğe kadar körlükle vurdular, şöyle ki, kapıyı bulmak için yoruldular. [12] Ve adamlar Lûta dediler: Senin burada daha kimin var? damatlarını ve oğullarını ve kızlarını ve şehirde sana ait olanların hepsini bu yerden çıkar; [13] çünkü biz bu yeri harap edeceğiz, çünkü RABBİN önünde onların feryadı büyümüştür; ve RAB onu harap etmek için bizi gönderdi. [14] Ve Lût çıktı, ve kızlarını alacak olan damatlarına söyliyip dedi: Kalkın, bu yerden kaçın; çünkü RAB şehri harap edecektir. Fakat damatlarının gözünde şaka eder gibi göründü. [15] Ve seher vakti olunca, melekler: Kalk, karını ve buradaki iki kızını al, yoksa şehrin fesadı içinde yok olursun, diyerek Lûtu acele ettirdiler. [16] Fakat yavaş davrandı; ve RAB onlara merhametli olarak, adamlar onun elinden, ve karısının elinden, ve iki kızlarının elinden tuttular; ve onu çıkarıp şehrin dışarısına koydular. [17] Ve vaki oldu ki, onları dışarı çıkarmış oldukları zaman, dedi: Canın için kaç; arkana bakma, ve bütün Havzada durma; dağa kaç; yoksa telef olursun. [18] Ve Lût onlara dedi: Aman efendim! [19] işte, şimdi kulun senin gözünde inayet buldu, ve canımı yaşatmakla bana yaptığın lûtfunu büyük ettin; fakat dağa kaçamam, yoksa kötülük bana yetişir, ve ölürüm. [20] İşte, şimdi bu şehir, oraya kaçmak için yakındır, ve o küçüktür. Şimdi oraya kaçayım (o küçük değil mi?), ve canım yaşar. [21] Ve ona dedi; İşte, hakkında söylediğin şehri altüst etmemek üzre bu şey için de ricanı kabul ettim. [22] Çabuk ol, oraya kaç; çünkü sen oraya yetişinciye kadar bir şey yapamam. Bunun için o şehrin adı Tsoar çağırıldı. [23] Ve Lût Tsoara geldiği zaman, güneş yer üzerine doğmuştu. [24] Ve RAB Sodom üzerine ve Gomorra üzerine RAB tarafından göklerden kükürt ve ateş yağdırdı; [25] ve o şehirleri, ve bütün Havzayı, ve şehirlerde oturanların hepsini, ve toprağın nebatını altüst etti. [26] Fakat karısı onun arkasından geriye baktı, ve bir tuz direği oldu. [27] Ve İbrahim sabahlayın erken kalkıp RABBİN önünde durduğu yere gitti; [28] ve Sodom ve Gomorraya doğru ve bütün Havza memleketine doğru baktı, ve gördü, ve işte, yerin dumanı ocak dumanı gibi çıkıyordu. [29] Ve vaki oldu ki, Allah Havzanın şehirlerini harap ettiği zaman, Allah İbrahimi hatırladı, ve Lûtun onlarda oturduğu şehirleri altüst ettiği zaman, Lûtu bu altüst olma içinden gönderdi. [30] Ve Lût Tsoardan çıkıp dağda oturdu, ve iki kızı onunla beraberdi; çünkü Tsoarda oturmaktan korktu; ve o, ve iki kızı bir mağarada oturdular. [31] Ve büyük kızı küçüğüne dedi: Babamız kocamıştır, ve bütün dünyanın yoluna göre yanımıza girmek için memlekette erkek yoktur; [32] gel, babamıza şarap içirelim, ve babamızdan zürriyeti yaşatmak için onunla yatarız. [33] Ve o gecede babalarına şarap içirdiler; ve büyük kız girip babası ile yattı, ve onun yatmasını ve kalkmasını bilmedi. [34] Ve vaki oldu ki, ertesi gün büyük kız küçüğüne dedi: İşte, dün gece babamla yattım; bu gece de ona şarap içirelim, ve babamızdan zürriyet yaşatmak için, gir, onunla yat. [35] Ve o gecede dahi babalarına şarap içirdiler, ve küçük kız kalkıp onunla yattı; ve onun yatmasını ve kalkmasını bilmedi. [36] Lûtun iki kızı böylece babalarından gebe kaldılar. [37] Ve büyük kız bir oğul doğurdu, ve onun adını Moab çağırdı; o bugüne kadar Moablıların atasıdır. [38] Ve küçük kız, o da bir oğul doğurdu, ve onun adını Ben-ammi çağırdı; o bugüne kadar Ammon oğullarının atasıdır.