Konuda Kutsal Kitap Ayetleri

Başlıklar
Tanrı
İyi Karakter
Kötü Karakter
Günah
Hayat
Kilise
Gizemler
Melekler ve Şeytanlar
Matematik İşaretleri
Ek
Hayat: [Gıda]
Git sevinçle ekmeğini ye, ve iyi yürekle şarabını iç; çünkü Allah senin işlerinden çoktan razı olmuştur.
İsrail oğullarının söylenmelerini işittim; onlara söyliyip de: Akşam üstü et yiyeceksiniz, ve sabahlayın ekmekle doyacaksınız; ve bileceksiniz ki, Allahınız RAB ben im.
Ve Allah dedi: İşte, bütün yeryüzü üzerinde olup tohum veren her sebzeyi, ve kendisinde ağaç meyvası olup tohum veren her ağacı size verdim; size yiyecek olacaktır;
Hareket eden her hayvan size yiyecek olacaktır, yeşil ot gibi, size hepsini verdim.
Eğer istekli olur ve dinlerseniz, diyarın iyi şeylerini yersiniz;
[4] Ve Samiriyeden geçmesi gerekti. [5] Böylece Yakubun, oğlu Yusufa vermiş olduğu yere yakın Samiriyenin Sihar denilen şehrine geldi. [6] Yakubun kuyusu orada idi. Ve İsa yolculuktan yorulmuş olarak kuyunun yanında böylece oturmakta idi. Saat altı sularında idi. [7] Samiriyeden bir kadın su çekmeğe geldi; İsa ona: Ver bana, içeyim, dedi. [8] Çünkü şakirtleri yiyecek satın almak için şehre gitmişlerdi. [9] Samiriyeli kadın da ona dedi: Sen Yahudi, ben de Samiriyeli bir kadınken, nasıl benden su istiyorsun? (Zira Yahudiler Samiriyelilerle iş yapmazlar.) [10] İsa cevap verip ona dedi: Eğer sen Allahın vergisini, ve: Ver bana, içeyim, diye sana söyliyenin kim olduğunu bilseydin, sen ondan isterdin, o da sana diri su verirdi. [11] Kadın ona dedi: Efendi, su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin; imdi sende nereden diri su olur? [12] Sen bu kuyuyu bize veren, ve kendisile oğulları ve davarları oradan içmiş olan babamız Yakubdan daha büyük müsün? [13] İsa cevap verip ona dedi: Bu sudan her içen yine susar; [14] fakat kendisine benim vereceğim sudan kim içerse, ebediyen susamaz, fakat ona vereceğim su kendisinde ebedî hayat için fışkıran su kaynağı olur. [15] Kadın ona dedi: Efendi, bu suyu bana ver de susamıyayım, ve su çekmek için ta buraya gelmiyeyim. [16] Kadına: Git, kocanı çağır; ve buraya gel, dedi. [17] Kadın cevap verip: Kocam yoktur, dedi; İsa ona dedi: Kocam yoktur diye iyi söyledin; [18] çünkü beş kocaya varmıştın, şimdi sendeki, kocan değildir; sen bunu doğru söyledin. [19] Kadın ona dedi: Efendi, görüyorum ki, sen peygambersin. [20] Atalarımız bu dağda tapındılar, ve siz, tapınmak gerek olan yer Yeruşalimdedir, dersiniz. [21] İsa ona dedi: Kadın, bana inan, saat geliyor ki, o vakit Babaya ne bu dağda, ne de Yeruşalimde tapınacaksınız. [22] Siz bilmediğinize tapınıyorsunuz, biz bildiğimize tapınıyoruz; zira kurtuluş Yahudilerdendir. [23] Fakat gerçekten tapınanların Babaya ruhta ve hakikatte tapınacakları saat geliyor, ve şimdidir; çünkü Baba kendine böyle tapınanları arar. [24] Allah Ruhtur, ve ona tapınanların ruhta ve hakikatte tapınmaları gerektir. [25] Kadın ona dedi: Biliyorum ki, Hıristos denilen Mesih gelecektir; o gelince bize her şeyi bildirecektir. [26] İsa ona dedi: Sana söyliyen ben, oyum. [27] Bunun üzerine şakirtleri geldiler, ve İsanın bir kadınla konuşmakta olmasına şaştılar; bununla beraber hiç biri: Ne arıyorsun? yahut: Niçin o kadınla konuşuyorsun? demedi. [28] İmdi kadın su testisini bıraktı, ve şehre gidip halka dedi: [29] Gelin, yaptığım bütün şeyleri bana söyliyen adamı görün; acaba Mesih bu mu? [30] Onlar da şehirden çıkıp ona geliyorlardı. [31] Bu sırada şakirtler: Rabbi, ye, diye ona rica ettiler. [32] Fakat İsa onlara: Benim yiyecek bir yiyeceğim var ki, siz onu bilmezsiniz, dedi. [33] İmdi şakirtler birbirlerine: Acaba kimse ona yiyecek getirdi mi? diyorlardı. [34] İsa onlara dedi: Benim yemeğim beni gönderenin iradesini yapmak, ve onun işini başarmaktır.
[27] Fani olan yiyecek için değil, fakat ebedî hayata baki olan yiyecek için çalışın, onu size İnsanoğlu verecektir; çünkü Baba Allah ona mührünü basmıştır. [28] Ve İsaya dediler: Allahın işlerini işlemek için biz ne yapalım? [29] İsa cevap verip onlara dedi: Allahın işi şudur; onun gönderdiği adama iman edesiniz. [30] İsaya dediler: İmdi görüp sana iman edelim diye, sen ne alâmet yapıyorsun? ne işliyorsun? [31] Atalarımız çölde man yediler, nasıl ki: “Yemek için onlara gökten ekmek verdi,” diye yazılmıştır. [32] İmdi İsa onlara dedi: Doğrusu ve doğrusu size derim: Size gökten ekmeği Musa vermedi, fakat size gökten gerçek ekmeği Babam veriyor. [33] Çünkü Allahın ekmeği gökten inen ve dünyaya hayat verendir. [34] Ona dediler: Ya Rab, bu ekmeği bize daima ver. [35] İsa onlara dedi: Hayat ekmeği benim; bana gelen asla acıkmaz, ve bana iman eden asla susamaz.
İsa da cevap verip dedi: “İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, fakat Allahın ağzından çıkan her bir sözle yaşar,” diye yazılmıştır.
Ne mutlu salâha acıkıp susıyanlara; çünkü onlar doyurulacaklar.
Bunun için size diyorum: Ne yiyeceksiniz, yahut ne içeceksiniz diye hayatınız için, ne giyeceksiniz diye bedeniniz için de kaygı çekmeyin. Hayat yiyecekten ve beden giyecekten daha üstün değil midir?
Sevgi olan yerde sebze yemeği, Düşmanlıkla yenilen besili öküzden iyidir.
Çok bal yemek iyi değildir; Kendi izzetlerini aramak da insanlara ağırdır.
Tok can gümeçbalından tiksinir; Fakat aç cana her acı şey tatlıdır.
Ve insanın yüreğini sevindiren şarap, Yüzünü parlatan yağ, Ve insanın yüreğine kuvvet veren ekmeği çıkarsın.
Bütün beşere yiyecek verene; Çünkü inayeti ebedîdir.
Yemekler karın için, ve karın yemekler içindir; fakat Allah onu da, onları da yok edecektir. Fakat beden zina için değil, ancak Rab içindir; Rab da beden içindir;
Fakat yiyecek bizi Allaha makbul kılmaz; yemezsek, eksikliğimiz olmaz; yersek de, fazlalığımız olmaz.
İmdi gerek yer, gerek içer, ve her ne yaparsanız, her şeyi Allahın izzeti için yapın.
[4] Çünkü Allahın her mahlûku iyidir, ve eğer şükürle kabul olunursa, hiç bir şey reddolunmamalıdır; [5] çünkü Allahın sözü ve dua ile takdis olunur.
[14] Halkı tekrar yanına çağırıp onlara dedi: Hepiniz beni dinleyin ve anlayın; [15] insanın dışından kendisine girip onu kirletebilecek bir şey yoktur; fakat insanı kirleten insandan çıkan şeylerdir. [16] Halkın yanından eve girince, şakirtleri ona meseli sordular. [17] O da onlara dedi: Siz de mi böyle anlayışsızsınız? Anlamıyor musunuz ki, insana dışardan her ne girse, onu kirletemez? [18] çünkü yüreğine değil, fakat karnına girer, ve mecraya çıkar. Bunu demekle bütün yemekleri temiz etti. [19] Ve dedi: İnsandan çıkan şeydir ki, insanı kirletir. [20] Çünkü içten, insanların yüreğinden, kötü düşünceler, fuhuşlar, hırsızlıklar, katiller, zinalar, [21] tamahlar, kötülükler, hile, şehvet, kemgözlük, küfür, gurur ve akılsızlık çıkar. [22] Bütün bu kötü şeyler içten çıkarlar, ve insanı kirletirler. [23] Oradan kalkıp Sur ve Sayda sınırlarına gitti. Bir eve girip kimsenin bilmesini istemedi; ve gizlenemedi.
Turkish Bible 2018
Bible Society in Turkey