Çünkü sizin için düşünmekte olduğum düşünceleri ben bilirim, RAB diyor, kötülük düşünceleri değil, ancak sonunuzda size ümit vermek için selâmet düşünceleridir.
RAB yüreği kırık olanlara yakındır, Ve ruhu ezilmiş olanları kurtarır.
Yürekleri kırık olanları iyi eder, Ve yaralarını sarar.
ve gözlerinden bütün gözyaşlarını silecek; ve artık ölüm olmıyacak; ve artık matem ve ağlayış ve acı da olmıyacak; çünkü evelki şeyler geçtiler, dedi.
[23] Ve İsa, havralarında öğreterek ve melekûtun müjdesini vâzedip, halk arasındaki her türlü hastalığı ve her türlü zayıflığı iyi ederek, bütün Galilede dolaşıyordu. [24] Ve onun haberi bütün Suriyeye yayıldı; ve ona çeşit çeşit hastalıklara ve dertlere tutulmuş bütün hastaları, cinlere tutulanları, saralı ve inmeli olanları getirdiler, ve onları iyi etti. [25] Ve Galileden, Dekapolisten, Yeruşalimden, Yahudiyeden ve Erden ötesinden büyük kalabalıklar onun ardınca gittiler.
[1] Davudun Mezmurudur. RAB çobanımdır; benim eksiğim olmaz. [2] Beni taze çayırlarda yatırır; Beni sakin sular boyunca yürütür. [3] Canımı tazeler; Kendi ismi uğrunda beni doğruluk yollarında güder. [4] Ölüm gölgesi vadisinde gezsem bile, Şerden korkmam; çünkü sen benimle berabersin; Senin çomağın, senin değneğin — onlar bana teselli verir. [5] Hasımlarım karşısında önüme sofra kurarsın; Başımı yağla meshedersin; Kâsem taşkındır. [6] Evet, hayatımın bütün günlerinde İyilik ve inayet ardımca yürüyecek, Ve günlerin devamınca RABBİN evinde oturacağım.
[3] Allah tarafından teselli olunduğumuz teselli ile bütün sıkıntıda olanları teselli edebilmemiz için, [4] bizi her sıkıntımızda teselli eden, her tesellinin Allahı ve rahmetlerin Babası, Rabbimiz İsa Mesihin Allahı ve Babası mubarek olsun. [5] Çünkü Mesihin elemleri nasıl bize çoğalıyorsa, bizim tesellimiz de Mesih vasıtası ile böylece çoğalıyor. [6] Fakat eğer sıkıntı çekiyorsak, sizin teselliniz ve kurtuluşunuz içindir; ve eğer teselli olunuyorsak, bizim çekmekte olduğumuz ayni elemlerin tahammülünde âmil olan teselliniz içindir; [7] elemlere olduğu gibi, böylece teselliye de ortak olduğunuzu bilerek hakkınızdaki ümidimiz de sabittir. [8] Çünkü, ey kardeşler, Asyada vaki olan sıkıntımızın size meçhul kalmasını istemeyiz, takat fevkınde pek ziyade ezildik, hattâ yaşamaktan bile meyus olduk;
[12] Ey sevgililer, sizi imtihan için olan aranızdaki ateşli tecrübeyi size garip bir şey oluyormuş gibi, garip saymayın; [13] fakat Mesihin elemlerine hissedar olduğunuz derecede sevinin, ta ki onun izzetinin keşfolunmasında, çok mesrur olarak sevinesiniz. [14] Eğer Mesihin adı için sitem olunursanız, size ne mutlu! çünkü izzetin ve Allahın Ruhu üzerinizde kalır. [15] Fakat sizden biri katil, yahut hırsız, yahut mücrim olarak, yahut başkalarının işine karışan bir adam olarak elem çekmesin; [16] lâkin Hıristiyan olarak elem çekerse, utanmasın, ancak bu isimle Allahı taziz etsin. [17] Çünkü Allahın evinden hükmün başlaması vaktidir; ve eğer önce bizden başlarsa, Allahın inciline itaat etmiyenlerin sonu ne olur? [18] Ve eğer salih güçlükle kurtulursa, fasık ve günahkâr nerede görünecektir? [19] Bunun için Allahın iradesine göre elem çekenler iyilik işlemekle canlarını sadık olan Yaratana emanet etsinler.
[16] Biraz zaman, ve beni artık görmiyeceksiniz; ve yine biraz zaman, ve beni göreceksiniz. [17] O vakit şakirtlerinden bazıları birbirine dediler: Biraz zaman, ve beni görmiyeceksiniz, ve yine biraz zaman, ve beni göreceksiniz, ve: Çünkü Babaya gidiyorum; bize söylediği bu nedir? [18] İmdi diyorlardı: Bu: Biraz zaman, dediği nedir? Ne söyliyor, bilmiyoruz. [19] İsa kendisinden sormak istediklerini anladı; onlara dedi: Biraz zaman, ve beni görmiyeceksiniz, ve yine biraz zaman, ve beni göreceksiniz, dediğim bu söz için mi birbirinize soruyorsunuz? [20] Doğrusu ve doğrusu size derim: Siz ağlıyıp dövüneceksiniz, dünya ise, sevinecektir; siz keder çekeceksiniz, fakat kederiniz sevince dönecektir. [21] Kadın doğuracağı vakit, sıkıntı çeker, çünkü saati gelmiştir; fakat çocuğu doğurduğu zaman, dünyaya bir insan doğması sevincile artık sıkıntıyı anmaz. [22] Bunun için, şimdi kederiniz var; fakat sizi yine göreceğim, ve yüreğiniz sevinecektir; ve kimse sevincinizi sizden almaz. [23] Ve o günde benden hiç bir şey sormıyacaksınız. Doğrusu ve doğrusu size derim: Babadan her ne diliyecek olursanız, benim ismimle onu size verecektir. [24] Şimdiye kadar benim ismimle bir şey dilemediniz; dileyin ve alırsınız, ki sevinciniz tamam olsun.
[1] İMDİ bu kadar büyük şahitler bulutu etrafımızı kuşatmış olduğundan, her ağırlığı ve bizi kolayca saran günahı bırakarak, imanı başlıyan ve tamamlıyan İsaya bakarak biz de önümüze konulan koşuyu sabırla koşalım; [2] o, önüne konulan sevinç uğruna utancı hiçe sayıp haça tahammül etti, ve Allahın tahtının sağında oturdu. [3] İmdi canlarınızda gevşiyerek yorulmıyasınız diye, günahkârlar tarafından kendisine karşı olan bu kadar muhalefete karşı dayananı düşünün. [4] Günaha karşı cehdederek, henüz kan dökülünciye kadar karşı koymadınız; [5] ve oğullara söylenir gibi size verilen nasihati unuttunuz: “Ey oğlum, Rabbin tedibini hor görme, Ve onun tarafından azarlanınca, gevşeme; [6] Çünkü Rab sevdiğini azarlar, Ve kabul ettiği her oğulu döver.” [7] Tedip için sabrediyorsunuz; Allah size oğullar gibi muamele ediyor; çünkü hangi oğul var ki babası onu tedip etmez? [8] Fakat cümlenin hissedar olduğu tedipten mahrum iseniz, oğullar değil, gayri meşru evlâtsınız. [9] Bundan başka tedip eden bedenimizin babaları vardı, ve onlara hürmet ettik; daha çok ziyade ruhların Babasına itaat ederek yaşamıyacak mıyız? [10] Çünkü onlar kendilerine hoş göründüğüne göre bizi bir kaç gün tedip ederlerdi; fakat bu, kendisinin kudsiyetine hissedar olalım diye, menfaatimiz için tedip eder. [11] Vakıa her tedip şimdiki zamanda sevinçli değil, fakat hüzünlü görünür; fakat sonra onunla terbiye edilmiş olanlara salâhın selâmet semeresini hasıl eder.
[18] Zira hesap ediyorum ki, şimdiki vaktin elemleri bize keşfedilecek izzete göre bir şey değildirler. [19] Çünkü hilkatin hararetli arzusu Allahın oğullarının zuhurunu bekliyor. [20] Çünkü hilkat kendi iradesile değil, fakat tâbi ettirenin sebebinden batıla tâbi kılındı, [21] bu ümitle ki, hilkat kendisi de fesat kulluğundan Allahın evlâdının izzetli hürriyetine azat edilecektir. [22] Çünkü bütün hilkatin şimdiye kadar birden ah edip ağrı çektiğini biliriz. [23] Ve yalnız bu değil, fakat biz kendimiz, Ruhun turfandasına malik olan bizler bile, oğulluğu, bedenimizin kurtuluşunu, bekliyerek içimizden ah ederiz. [24] Çünkü ümitle kurtulduk; fakat görülen ümit, ümit değildir; çünkü bir kimse gördüğü şeyi nasıl ümit eder? [25] Fakat eğer görmediğimiz şeyi ümit edersek, onu sabırla bekleriz. [26] Ve böylece de Ruh bizim zayıflığımıza yardım eder; çünkü lâzım olduğu gibi nasıl dua edeceğimizi bilmeyiz; fakat Ruh kendisi ifade olunamaz ahlarla bizim için şefaat eder; [27] ve yürekleri araştıran, Ruhun düşüncesi ne olduğunu bilir, çünkü mukaddesler için Allaha göre şefaat eder. [28] Ve Allahı sevenlere, kendi muradına göre davet olunanlara, bütün şeylerin birlikte iyilik için işlediğini biliriz.
[1] YÜCE Olanın örtüsünde oturan, Kadîrin gölgesinde sakin olur. [2] RAB için derim: Sığınacak yerim ve hisarımdır; Allahımdır, ona güvenirim. [3] Çünkü o seni avcının tuzağından, Helâk eden vebadan azat eder. [4] Seni kanatları ile örter, Ve cenahları altına sığınırsın; Hakikati kalkan ve siperdir. [5] Ne gecenin dehşetinden, Ne gündüz uçan oktan; [6] Ne karanlıkta gezen vebadan, Ne de öğleyin bitiren kırgından korkarsın. [7] Yanında bin, ve sağında on bin düşer; Fakat sana yaklaşmaz. [8] Ancak sen gözlerinle bakarsın, Ve kötülerin cezasını görürsün. [9] Çünkü sen, ya RAB, sığınacak yerimsin! Yüce Olanı kendine mesken kıldın; [10] Şer sana dokunmıyacaktır, Çadırına veba da yaklaşmıyacaktır. [11] Çünkü bütün yollarında seni tutsunlar diye, Meleklerine senin için emredecektir. [12] Ayağını bir taşa çarpmıyasın diye, Elleri üzerinde seni taşıyacaklar. [13] Aslan ve engerek üzerinden basıp geçeceksin; Genç aslanı ve iri yılanı çiğniyeceksin. [14] Bana muhabbet bağladığı için, onu azat edeceğim. Onu yükselteceğim, çünkü ismimi tanıdı. [15] Beni çağıracak, ve ona cevap vereceğim; Sıkıntıda onunla beraber olacağım; Azat edip ona izzet vereceğim. [16] Uzun ömürle onu doyuracağım, Ve kurtarışımı ona göstereceğim.